GÜNGÖR TAYLAN, DAİMA ÜRETİMİN İÇİNDE
Köşe Yazısı

GÜNGÖR TAYLAN, DAİMA ÜRETİMİN İÇİNDE

RUHİ ÇİLEK
RUHİ ÇİLEK
31 May 2026 8 dk okuma 255

Mütevazılığın, mülayimliğin, muhteremliğin ve bir eski futbolcu olarak da sportmenliğin bu kadar toptan ve kolay yakışabileceği bir insandır, Güngör Abi… Güngör abimiz tarımsal üretimin her daim ne kadar çok mühim olduğunun altını çizdi. Bu mühim addetme kendisini tarımsal faaliyetlerin ve üretmenin daima merkezine yerleştirmiştir. Fırıncılık, enginar üreticiliğinden tavuk yetiştiriciliğine uzanan bir geniş yelpazede sonuna kadar gitti… Hiçbir zaman yeter demedi, gücü ve imkânları çerçevesinde h

Mustafa, Hulki, Güngör ve Levent Abiler Çeşmespor formasını terletmiş futbolcu kardeşlerdir. Güngör Abi santrhaf oynamış ve inanılmaz başarılı olmuş birisi olarak hep hatırlanmaktadır ve hatırlanacaktır. Ben ancak Levent Abinin oyunculuğuna denk gelebildim. Futboldaki sportmenliklerini her birisi sosyal hayatlarına, sindirilmiş olarak aktarmışlardır. Güngör Abi ile birlikte oynamış eski belediye başkanlarından Nuri Ertan abimize sorduk futbolculuk dönemini ve başarılarını, müthiş başarılı idi diye sitayişle bahsetti ilaveten diğer kardeşlerinin de çok başarılı olduğunu teyit etti.

Güngör Abi Çeşme’nin en eski fırıncılarındandır aynı zamanda, babası da fırıncı imiş, ben kesin hatırlamamakla beraber şu andaki 2008 sokak girişinde hemen sağdan ikinci dükkân olduğu bilgisi var bende, bir şekilde nasılını bilmeden… Yine de ne yaparsam yapayım başka detaylar şekillenmiyor şu anda hafızamda… Yine bir başka büyüğümüz “Kürt Mehmet” Lakaplı Mehmet Kumbasar’dan aktaran Mustafa Ertemiz’den dinlediğim bir hikâye var fırıncılığına yönelik, bir akşam arkadaşları ile “felekten bir gece çalarlar”, sihirli su fazla kaçar anlaşılan, ertesi gün için ekmek hamuru hazırlanamaz, henüz hamur makineleri yaygınlaşmamış, Çeşme’ye ise hiç gelmemiş, hamur elle hazırlanıyor tabiatıyla yetişmez ekmek hazırlığı, uzun yıllar takılma mevzuu olduğunu da biliyoruz…   

Yine saygıyla analım, Hafız Ahmet’in Cemal Abimiz, herkese babaannelerinin adıyla seslenirdi, Çeşme küçük, herkes birbirini deyim yerindeyse yedi sülalesinden biliyor… Aktarılan o ki, Cemal Abi Güngör Abiye de “Ziynet” diye seslenirmiş. Hay Cemal Abi, bu yanı ile çok keyif alıyorum bunları hatırlamaktan…

Güngör Abi için en net hatıralar, bize komşu gelip, enginar tarımı ve tavukçuluk yaptığı günlere denk düşer… Güngör Abi benim ziyadesiyle detaylı bildiğim, Üretici Hali Yöneticisi Mustafa Ertemiz’in de teyit ettiği biçimiyle hep üretimin içinde sabır, uğraşı ve sevgi ile kalmıştır. Müthiş çalışkandır, zannedilmesin ki bu çalışkanlık sadece ihtiyaca binaendir, onun için aslolan tüm bunları inanç ve sevgi dolu vaziyette yapabilmektir. İşte tekmili birden tüm bu sıfatları layıkıyla kurum ve kurallarıyla hak edendir, Güngör Abi… Zorunlu haller haricinde hep çalıştı, çok çalıştı hem de yılmadan, küsmeden, pişman olmadan büyük bir inançla, sevgiyle ve fedakârlıkla. Önceliği inanç ve fikirlerinin tahakkuku bilahare de medar-ı maişet şüphesiz… Sevgi ve inanç görüntüsünün altını çiziyorum ziyadesiyle çünkü Çeşme’de bulunduğum her vakit kendisiyle her görüştüğümde yüzündeki memnuniyet, kanaat ve hazzetme hislerinden anladığım bu idi…

Güngör Abi, hatırlamadığım bir tarihte şu anda halen mülkiyetlerinde olan tarlayı satın alır ve artık komşumuzdur. Şu anda, Musalla Mahallesinde imar tatbikatları neticesi oluşturulan park, spor sahası bölgesindeki alanın tam merkezine gelecek arazide enginar tarımı yapmaya başlar. Mezkûr tarla o vakitlerde çok miktarda ve sık yağan yağmurlarla hep su altındadır, bazı senelerde taa haziran ortalarına kadar kurbağa seslerinin işitildiği bir kısmi sulak alandır.  İşte bu şartlarda Güngör Abi orada iddialı olacak şekilde enginar tarımı yaptı. O vakitlerde sahip olduğu yeşil renkli volkwagen marka panelvan minibüsü uzun seneler boyunca tarımsal faaliyetleri maksadına matuf kullandı. Mezkûr araç adeta kendisi ile özdeşleşti. Maksat daha hızlı ve daha uzağa da servis yapılabilir hale gelmekti, onu da başardı. Yumurta taşıdı, enginar taşıdı, yerel tüketim noktalarına ve İzmir’e hale ya da büyük manavlara… Bir vade sonra tavukçuluk da yapmaya karar verir yaklaşık 5.000 tavukluk kümesler ve besi yerleri inşa eder. Dedim ya, onun kitabında durmak yok, üretmek üretmek lakin en mühim ve kutsal üretimin tarımsal üretim olması inancıyla… Vefatından yaklaşık 10 yıl önce, bir önceki fikrini revize ederek “bu dünya ve özelde ülkemiz maalesef gıda kıtlığına artık çok yakın” diye bir tespit tayini ile ne kadar fazla tarım yatırımı yapmamız lazım geldiğinin altını ziyadesiyle çizdi durdu anlayacağınız. Bugünkü gıda üretimi, dağıtımı ve fiyatlandırılmalarına bakarak Güngör Abimizin ne kadar isabetli faaliyetler içinde olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz. Düşünsenize, Rusya’nın buğday sevkiyatını durdurması halinde Avrupa’nın yüz yüze kaldığı meseleleri… Makarnasever İtalyanların yaşadığı ve yansıttığı krizi hatırlayalım… Bu manada günler ağırlaştıkça Güngör Abinin bu kelamının mana ve ehemmiyeti daha da sık kullanılır hale gelecektir lakin hayatımıza faydası ne kadar olacaktır, onu da hep beraber yaşayarak göreceğiz…   

Ve sonra olanlar oldu, çok önemli mikroklima şartlarına haiz Çeşme Çevre Yolu içindeki verimli, az lakin kadim toprakları imar tarumar etti. Çeşme artık geleceğini turizme bağlamış ve adamıştır. Varsa yoksa turizm, o da sadece vatandaşın cebindeki parasının yer ya da el değiştirmesine matuf, aaa vatandaş da başka bir şey bekliyor mu? Zinhar, biliyor mu? Zinhar…

Güngör Abi, üretecek tabii ki, hemen çevre yolu dışına ricat… Yeni bahçede daha şümullüdür faaliyet… Artık, 20.000 m2 ye dikilmiş, limon ağacı bahçesi vardır, hem de her biri eşsiz Çeşme limonudur. Çeşme limonu bazıları burun kıvırsa da kalın kabuğundan ötürü, aroması ve lezzeti açısından benzerlerine tur bindirir. Tamamı deyim yerindeyse sıfırdan dikilmiş, yetiştirilmiştir. Eşi Şenay Ablanın tüm talep ve baskısına rağmen 5.000 adet yerine, 20.000 adetlik tavuk kümesleri inşa edilir… Esasen gelinen nokta itibariyle böylesi bir yatırıma da şahsi ihtiyacı yoktur, lakin inancı odur ki memleketin gıda güvenliği açısından ihtiyacı çoktur… Gerçi gelinen nokta itibariyle de Çevre yolu içinde imar tatbikatından kaç, bu kadar yatırım yap, sonra imar tatbikatı “Akarca İmar Planı” diye diye seni orada da yakalasın… Demek ki Çeşme’de imardan kaçış yok, sen kaçıyorsun lakin o seni kovalıyor ve tabii ki yakalıyor… Dedik ya, Çeşme Turizm Turizm diye diye Çeşme ikinci ev stoku olacak, inanmayanlara sabırla izlemesi tavsiye olunur… Arsa ve inşaat faaliyetlerinden aracılar ve yapıcılar ekonomik kazancı sırtlayıp gidecekler, biz yerliler de öylesine kalıp duracağız…    

Son nefesine kadar ayakta kaldı ve üretimin içinde oldu, üretmek uğruna ailesini bile aksattığı konusunda Şenay Ablanın tatlı serzenişlerine muhatap oldu lakin yılmadı, Güngör Abi. Bu vesile adı geçen aramızda olmayan büyüklerimizi saygıyla yad ediyorum, Şenay Abla ve çocukları Ali ve Tevfik’e de sağlıkla mutlulukla nice uzun seneler diliyorum.

RUHİ ÇİLEK'ın Diğer Yazıları

İNEBOLU TİCARET ve SANAYİ ODASI, TÜRK OCAĞI

İnebolu seyahatimiz benim için inanılmaz öğretici oldu, mesela İnebolu’da “Ticaret ve Sanayi Odası” olur mu diye sorsalardı, çokbilmişliğimle hemen olur mu öyle şey, ilçelerde “Esnaf ve Sanatkârlar Odası olur mu?" derdim. Meğerse varmış, hem de nerelerde, nerelerde… Öğrenmenin sınırı yok şüphesiz… Ben “eksiğim çok” dedikçe bazı dostlarım, kızıyorlar…

25 Oct 2026 273

SÜZGEÇ İSKELESİ ve İSTİKLAL YOLU

İnebolu’nun “süzgeç iskelesi” ya da “süzgeçli kapı” adı ile anılmış olduğunu ilk defa Vâlâ Nureddin’in (Vâ-Nu) “Bu Dünyadan Nazım Geçti” adlı kitabında görmüştüm. Milli mücadele senelerinde Ankara Hükümetinin İnebolu geçiş noktası için, Anadolu’ya girişte tatbik edilen çok sıkı kontrol noktası manasında kullanılmış olduğunu kolayca anlıyoruz.

20 Oct 2026 401

OĞUZ ATAY ÖYKÜ ÖDÜLLERİ VE İNEBOLU KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ

Sınıf arkadaşları toplantısı için bu kez İnebolu’da idik, arkadaşımız Ahmet Çeçen’in mükemmel organizasyonu ile merkez başta olmak üzere çevre köyler ve ilçeler ile ziyadesiyle ün yapmış Valla ve Horma Kanyonlarını gezdik.

11 Oct 2026 459

DÜNYA KAZAN BEN KEPÇE ÜZERİNE

Büyük Usta Aziz Nesin’in çok kitabını okumuştum lakin ilk defa “gezi yazıları” kapsamında “Irak ve Mısır” adlı kitabını okudum. İlk izlenimim, diğer tüm eserlerinde olduğu üzere, burada da öğreticiliğine, belgeleyiciliğine, ve ufuk açıcılığına hiç ara vermiyor. Hani benim haddime değil bu mevzuda derinlemesine ahkâm kesmek lakin “bir eksiğini daha gidermişin birisinin duygu yansıtması” diyelim…

04 Oct 2026 354

DÜNYA KUPASINDAN GERİ DÖNÜŞ

Ziyadesiyle gecikmeli bir yazı, belki güncelliğini de çok yitirdi lakin ancak sıra geldi diyelim, hem fena mı oldu tekrar hatırladık mezkûr süreci. Gidişimiz gibi dönüşümüzde “enler” ile oldu, öyle diyor kerameti kendinden menkul zevat, gidiş muhteşemmiş geliş büyük hüsranmış vs vs… Bir zamanlar Orhan Boran’ın “evet-hayır oyunu” için bir daveti vardı, “mehter marşı ile geliyorsunuz, İzmir marşı ile gidiyorsunuz” diyordu ya… Durum tam da o…

27 Sep 2026 484

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...