ANISI GÜZEL EDİP ABİ...
Edip kardeşim halkın gönlünde yatıyor.(Zülfü Livaneli)
Edip Akbayram…
“Ezilenlerin melodik sesiydi” o!
Ozanları, Anadolu ezgilerini;
Cem Karaca, Barış Manço,Fikret Kızılok gibi sevdirendi bize.
Hep sevgiden, dostluktan, barıştan ve kardeşlikten söz etmiştir...
55 yıldır sahnelerdeydi; şarkılarıyla, türküleriyle, ağıtlarıyla...
“Toplumcu müzik yapmak istedim.
Müziğimde geniş halk kitlelerinin yaşamı, sorunları olmalıydı.
Ancak sivri, ucuz kahramanlıklardan da uzak durmaya çalıştım.” ifadeleri ile anlatırdı müzik hayatını ve eklerdi;
“Ben hep türküler söyledim ve kızına ilk ‘Türkü’ ismini veren benim.
Şunu söyleyeyim; türkülere ve sanata ihanet olmaz.”
Yorumladığı şarkılar, türküler gibi “ilkeli ve ödünsüz” yaşayan ender sanatçılardandı o!
****
Tercihini “insan haysiyetine yakışır bir yaşamdan” yapmıştı Antepli Yanık Ses;
"Geçmişte beş yıl bana kimse iş vermedi.
12 Eylül’de 15 gün göz altındaydım.
Kiram birikmiş, kimse iş vermiyordu.
Üç ayda bir eşimin bileziğini satıyordum.
Oğlum Ozan’a ayakkabı alamıyordum.
Bu arada ‘Arabesk plak yap’ diyorlardı bana ama eşimle hiç teslim olmadık.
'Her kışın bir baharı var’ dedik.
Düşünün, çocuğuna ayakkabı alamayan bir babaya iki daire teklif edildi, ama kabul etmedim.
Çünkü ben arabesk değilim.
Beni kimse satın alamaz.”
(Posta röportajından)
****
“Rüzgar esiyor ama artık bir başka ezgiyle.
O eski plaklarda dönen hüzün, şimdi yüreğimize kazındı.Her notada sesin var.
Her seste özlemin, zamanın bile dokunmaya kıyamadığı o gülüşün.
Şimdi siyah-beyaz bir hatıra gibi asılı gökyüzünde.
Ve biz suskunuz.
Bağrına hüzün çökmüş bir türkü gibi.
Gittin sanıyorlar ama bilmiyorlar ki, her şarkıda yine sen varsın.
Sesinle büyüyenler şimdi sessizce seni dinliyor,yüreğinden geçen son şarkıyı.
Işığın hiç sönmesin Edip Abi...”
Tiyatro Sanatçısı Dostum Volkan Severcan sanki duygularımıza tercüman olmuş bu satırlarıyla...
Tiyatromuzun Ustalarından Orhan Aydın 'ın samimi duygularıdır bu satırlar da;
"Su başlarında boy veren kayın ağaçlarının yüreğinden seslendi hayata sonra serçe kuşlarının aşk ile dans ettikleri sınırsızlıktan sonra bir demirci ustasının örsü gibi, işçilerin-emekçilerin eşitlik ve özgürlük, emek ve dayanışma için yaktıkları ateşin kor olan yerinden.
Yurdunu sevdi çok sevdi.
Umudu, vicdanıyla yaşama tutunup kavganın orta yerinden hayata seslenen insanlığa ve çocukların gülen gözlerindeki sevinçlere kaldı..."
****
Bu ülkenin, bu toprakların yanık -bir o kadar da-özel sesiydi.
O sesi, adeta yüreğinden kopup ulaşırdı bize.
İçten gülümsemesi, mütevazı duruşuyla sevdik Edip Akbayram’ı.
"Başı öne eğilmeden",
"alnı açık,el etek öpmeden", "saraylara köşklere yalılara yanaşmadan","güzel günleri göremeden" buruk ayrıldı 1 yıl önce ANISI GÜZEL EDİP ABİ...
Gençliğimize, ömrümüze bıraktığı şarkılarıyla onu hiç unutmayacağız...
Yorumlar yükleniyor...