Yaşar Aksoy, Çeşme'nin kurtuluşunu yaşayan Leyla Kabasakal'ın anılarını anlattı
YEREL

Yaşar Aksoy, Çeşme'nin kurtuluşunu yaşayan Leyla Kabasakal'ın anılarını anlattı

| 13:36 | 7 dk okuma | 302 görüntülenme

Gazeteci yazar Yaşar Aksoy, Çeşme'nin kurtuluşuna ve Mustafa Kemöal Atatürk'ün Ilıca'da geçirdiği 8 güne tanıklık eden rahmetli Leyla Kabasakal ile sağlığında yaptığı röportajı, 30 Ağustos zaferi nedeniyle, Çeşme Belediyesi ve Çeşme Lions Kulübü'nün birlikte düzenlediği panelde anlattı.

Çeşme Belediyesi ile Dilek Köktaş Gündoğdu başkanlığındaki Metropolis Çeşme Lions Kulübü’nün ortaklaşa düzenlediği 30 Ağustos Zaferi buluşmasında, Yakup Özdanon yönetiminde tarihçi Doç.Emin Elmacı ve tarihçi gazeteci Hasan Tahsin Kocabaş ile birlikte gazeteci-yazar Yaşar Aksoy yer aldı.    Kurtuluş Savaşı ile ilgili çok sayıda kitabı olan gazeteci-yazar Yaşar Aksoy, tarihi Aya Haralambos Kilisesi'nde düzenlenen panelde yaptığı konuşmada, rahmetli Çeşmeli Leyla Kabasakal'ın kendisine anlattığı Kurtuluş Savaşı dönemine ait anılarına da değinirken, Leyla Kabasakal'ın oğlu Osman Kabasakal, Kabasakal Ailesi’nin tüm fertleri, çocukları, gelinleri, torunları ve torunların çocukları da söyleşiyi izlediler.    Gazeteci-yazar Yaşar Aksoy, konuşmasına başlarken, rahmetli Leyla Kabasakal ile konuştuğunda,  “.. 30 Ağustos Büyük taarruz’dan sonra 16 Eylül 1922’de Türk Ordusu’nun Çeşme’ye girişini, ardından Atatürk’ün gelişini, hepsine bizzat şahit oldum..?? dediğini vurgulayarak, "Çeşme’nin yakın tarih tanıklarından Leyla Kabasakal ile çeşitli tarihlerde yaptığımız teyp destekli kapsamlı söyleşilerden oluşan ve Birinci Çeşme Uluslararası Çeşme Tarih ve Kültürü Sempozyumu’na (15-17 Eylül 1995) sunduğum bildiriden süzülen ve sadece Çeşme’nin işgali kurtuluşu ve Atatürklü günleri içeren bilgileri sunmak istiyorum" dedi.    Yaşar Aksoy, teybine kaydettiği röportajında Leyla Kabasakal'ın söylediklerini şöyle anlattı:   "“.. 1915 doğumluyum.. Biz, hakiki eski Çeşmeliyiz. Büyük dedem Çeşmeli bir ünlü evliyadır; denizcilerin çok sevdiği Sahamet Baba veya Efendi Baba diye anılırdı. Kalenin altındaki yatırda mışıl mışıl uyur. 26 sene Kaymakamlık yapmış, 24 sene de dergah çalıştırmış. Dedem ise, 20 Çeşmeli ile birlikte İpsala Muharebesi??ne gidip?? Bayraktar?? olan Osman Efendi’dir. Babam, Müderriszade Osman Bayraktar Efendi’dir. Eşim ise Tevfik Kabasakal’dır. Çeşme’nin yerlisi olduğumdan Musalla Mahallesi’nin Bağlar Sokağı’nda 14 numaralı evde doğup büyüdüm.?? - Çeşme’nin kurtuluşunda neler yaşadınız? “.. O günleri anlatılmaz bir sevinçle yaşadık. Kaçmakta olan Yunan ordusu sahildeki eski Hükümet’in önünden iskeleye geçip günlerce denizdeki gemilerine taşındılar. Türk ordusu Alaçatı tarafından 16 Eylül günü Çeşme’ye girdi. Mızraklarının üzerinde çatallı al bayraklarıyla sokaklardan geçen yüzlerce süvarimizi görünce yer yerinden oynadı. Halk askerleri bağrına bastı, öpüşen, sarılan ve ağlayanlarla meydan doldu taştı. O günlerde söylenen bir halk marşı dilimden düşmezdi, kurtarıcı süvarilerimizi anlatan bu marşta, İzmir’e giren Süvari Kolordusu Kumandanı Fahrettin Paşa ile tümen kumandanları Mürsel Bakü, Zeki Soydemir ve Suphi Kula isimli albaylar iftiharla yansıtılmakta ve isimleri yaşatılmakta idi: “.. 26 ağustos’ta süvariler yürüdü Sinanpaşa ovasını kızıl duman bürüdü Manisa’yı, Menemen’i süvariler aldılar Dokuz Eylül sabahı ak İzmir’e daldılar Mürsel, Zeki, Suphi paşalar, kolorduda kumandan Kolordu’nun başında Fahri Paşa’ydı inan..?? Diyeceğim şu ki, Allah bir daha savaş ve işgal acısı vermesin.. Herkes ile Yunan komşularımızla da dost olalım, vatanımızı, milletimizi sayalım, bayrağımıza sarılalım. Atatürk’ümüz bize bunu anlattı.. Onun lafından ayrılmayalım..?? - Atatürk’ün gelişinde neler oldu? “.. Gazi Paşa’ya İzmir’de suikast tertiplenmiş ama facia önlenmişti. Gazi Paşa hemen İzmir’den Çeşme’ye gelmeye kar vermiş.. 1926 temmuzunda sıcak günlerden biriydi.. Çeşme Namık Kemal Muhtelit İlkokulu’nda öğrenciydim. Duyduk ki, Gazi Mustafa Kemal Çeşme’ye gelecekmiş, babamız akşamdan müjdeyi verdi. O gece uyuyamadık. Sabahı heyecanla bekledik. Her ailede bir telaş vardı. Çarşaflar değişiyor, güzelim elbiseler hazırlanıyordu. Sanki Gazi Paşa, herkesin evini tek tek gezecekti. Sadece resimlerde izlediğimiz büyük kahramanımızı yakından görecektik. Ahh o heyecan, ne heyecandı! Hepimiz Ilıca’nın yollarını hınca hınç doldurduk. İstanbul Oteli’nin önüne asker gibi dizildik. Yollar halılarla döşeliydi. Arabadan inen tığ gibi Gazi Paşa, muhafızlarını arasında biz öğrencilere doğru yürüdü.. “Yaşasın yıllarca yaşasın Mustafa Kemal Paşa..?? diye marşlar söylemeye başladık. Bir çok kişi ağlıyordu.. Yaşa, Varol sesleri birbirine karışıyordu. Gazi Paşa’nın tam karşısında marş söylemeye başladık. Söylediğimiz marşı hiç unutmadım: “.. Etti Cumhuriyeti de siz onu Türk milleti Payidar olsun cihanda Türk’ün rağbeti Dalgalansın her tarafta şanlı Türk milleti Mustafa Gazi Kemal’in unutulmaz hizmeti Ordusuyla yurduma eğlesin hüda Bizleri ali zaferde kılmasın asla cüda Bin yaşa Cumhurreisi, ey büyük Gazi Paşa Bizleri ali zaferde kılmasın asla cüda..?? Biz öğrenciler marşımızı bitirdikten sonra “Yaşasın Gazi Paşa?? diye bağırır iken, Atatürk bütün gücü ile “Sizde yaşayın, hep beraber milletle yaşayalım..?? diye bağırdı. Biz de coştuk. Çığlık çığlığa tezahürata başladık. Kavalalı Hafız Hasan’ın beşinci sınıfta okuyan oğlu Sabri, Atatürk’e bir söylev çekti. Çocuk söylevini bitirince Gazi Paşa’nın dizlerine sarılmak istedi. Gazi, hemen mani oldu ve çocuğu şakaklarından tutup kaldırdı ve alnından öptü. - Akşam Atatürk ne yaptı? “.. Gece bütün paşalar, Rasim Palas’ta yemek yediler. Sonra bir eğlence tertip edildi. İlk kez o eğlencede ipekli elbiseler giymiş hanımların nasıl dans ettiklerini gördük. Atatürk de bir hanımla dans ediyordu. Hatta bir ara İsmet Paşa’ya “Haydi sen de kalk dansa?? der gibi bir işaret yaptı. Gece ilerledi fener alayı oldu. Atatürk sonra ikamet edeceği Madam Kraemer Evi’ne gitti. Bizde kaldığı yerin önünde son kez bir marş daha söyledik: “Hayran olup kaldı cihan Gelmez mi düşman bir zaman Ey yıldırım Gazi Paşa Binler yaşa binler ile yaşa Oldu zafer ile iman ile Hürmet sana bin can ile Oldu zafer iman ile Hürmet sana bin can ile Ey yıldırım Gazi Paşa Binler yaşa binler yaşa Hakkın bize ihsanın..?? “.. Hayatımızın en şerefli günü işte böyle geçti. Çeşme gibi ufak bir yere Ata’mızın gelmesi bizi büyük bir iftihara sürükledi ve çocukluk yıllarımızın en büyük hatırası oldu.. Hey gibi günler hey..?? - Ellerinden öperim Leyla ana.."     Gazeteci-yazar Yaşar Aksoy, söyleşisini şöyle tamamladı:    " Leyla Kabasakal’ı 1997 yılının Temmuz ayında kaybettik. Çeşme Kabristanı’nda eşi merhum Tevfik Kabasakal’ın yanına gömdük. Halim Kabasakal, Osman Kabasakal, Feride Şenol Aras gibi üç evlad ve Leyla, Seda, Sedef, Deniz, Hafize ve Emine isimli altı torununu gören, Çeşme denizcilerinin büyük evliyası ve kale altındaki yatırda uyuyan Sahamet Baba’nın torunu Leyle teyzemiz, Hoca efendinin “Mekanı cennet olsun, kabri nur olsun?? duasıyla uğurlandı ve ardından fatihalar okundu."  
Paylaş:
0 yorum

Halkın Sesi, Çeşme'nin Sesi

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu paylaşın, tartışmaya katılın.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yapmak için bilgilerinizi girin — anında üye olun:

Zaten üyeyim →