Çeşmeliler Yangının Peşini Bırakmıyor: “Bu Felaketin Hesabı Sorulmalı??
2 Temmuz’da Çeşme’nin Ildır Mahallesi’nde başlayarak geniş bir alana yayılan ve 4 Temmuz’da kontrol altına alınan büyük orman yangınının ardından, İzmir Valiliği’nin “yangının elektrik hattından çıktığı?? yönündeki açıklaması üzerine, Çeşme halkı suç duyurusunda bulundu.
16 Temmuz Çarşamba günü saat 13.00’te Çeşme Adliyesi önünde toplanan çok sayıda yurttaş, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve avukatlar; yaptıkları basın açıklamasının ardından, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu.
Basın açıklamasında İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz, İzmir Barosu Çeşme Temsilcisi Av. Nadire Erol, Germiyanlı sosyolog Engin Önen, gönüllü avukatlar Av. Ersel Aldabak ve Av. Fahri Artar, ile Ildır Mahallesi Muhtarı Erdem Yavuz söz aldı.

“Ciğerlerimiz yandı, kamu zarara uğradı, ama sorumlular nerede?”
İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz, yaptığı kapsamlı açıklamada özelleştirme politikalarının kamu zararına yol açtığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“İzmir Valiliği’nin yaptığı açıklama aslında bir ikrardır. Bu yangınlar, sadece doğayı değil kamusal vicdanı da yakmıştır. Sorumlusu kimdir bu yangınların? Denetimi ve bakımı, kâr öncelikli çalışan özel şirketlere bırakırsanız, bu tür felaketleri engelleyemezsiniz. Özelleştirme sadece işletmeyi devretmek değil, aynı zamanda sorumluluktan da kaçmaktır. Bugün burada yapılan suç duyurusu, sadece bir yangının hesabı değil, aynı zamanda kamu yönetiminde şeffaflık, hesap verebilirlik ve adalet talebidir. Sadece ormanlar değil, zeytinlikler, bademlikler, sakız ağaçları, yaban hayatı da kül oldu. Bu sessiz kıyımı sineye çekemeyiz. İzmir Barosu olarak daha önce Çeşme Projesi'ni durdurduk, São Paulo adlı savaş gemisinin Türkiye’ye sokulmasına engel olduk. Bugün de bu çevre katliamının peşini bırakmayacağız.”

“Bu davayı yalnız bırakmayacağız; bu hukuki süreç, toplumsal bir mücadeledir”
İzmir Barosu Çeşme Temsilcisi Av. Nadire Erol, hukuki sürecin yalnızca bir formalite olmadığını, toplumsal bilinci uyandırmak açısından da çok önemli olduğunu vurgulayarak şöyle dedi:
“80’den fazla yurttaşımız kişisel zarara uğradı. Tarım alanları, yerleşim bölgeleri tehdit altında kaldı. Ama ne yazık ki hâlâ etkili bir yargısal süreç işletilmiş değil. Bugün burada bulunma amacımız, yalnızca bir suç duyurusu vermek değil; kamuoyunun dikkatini bu büyük ihmal zincirine çekmek. Av. Fahri Artar’ın gönüllü katkılarıyla hazırlanan dilekçelerle vatandaşlarımızın başvurularını gerçekleştirdik. Bu sadece bir başlangıç. İzmir Barosu ve Çeşme’deki avukatlar olarak, sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Hukukun, kamusal çıkarı koruma görevini hatırlatmak için buradayız.”

“Benim malım yanmadı, ama doğam yandı. Ve ben bunun hesabını sormaya geldim”
Germiyan Mahallesi’nden sosyolog Engin Önen, yaşadığı acıyı içten bir dille anlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Benim özel mülküm zarar görmedi. Ama ciğerlerim yandı. Dağlarım, meralarım, ormanlarım yandı. 100 yıllık ağaçlar, sakız ağaçları, zeytinlikler kül oldu. Bu sadece çevresel değil, aynı zamanda kültürel bir yıkımdır. Bu toprakların belleği yanmıştır. Bazı yurttaşlarımız hâlâ 'Devlet karşılar' diyerek sorumluluktan uzak duruyor. Ama devletin karşılaması bu suçu affettirmez. Burada daha önce Çeşme Projesi’ni hep birlikte durdurduk. Yine yapabiliriz. Eğer bir kişi kalsam bile, bu mücadeleyi sürdüreceğim. Çünkü bu, çocuklarımıza borcumuzdur.”
“Kâr önceliği varsa, kamu güvenliği yoktur!”
Gönüllü avukatlardan Av. Ersel Aldabak, sorumluluk zincirinin yalnızca özel şirketlerle sınırlı olmadığını ifade ederek şöyle konuştu:
“Ormanlarımız yandı. Bu sadece çevre felaketi değil, aynı zamanda kamu zararının ta kendisidir. TEDAŞ’tan taşeronlara, bakım firmalarından denetim mekanizmalarına kadar herkesin sorumluluğu vardır. Denetim mekanizması bile aynı firmaya bırakılmış. Bu kabul edilemez. Kamusal hizmetlerin özel sektöre devredilmesi artık kronik bir soruna dönüştü. Bu firmalar, kamu çıkarını değil, sadece kârı önceliyor. Eğer kamuya ait değerlerin korunması istiyorsak, bu düzenin sorgulanması şart. Bu nedenle, suç duyurumuzu yalnızca bireylerin değil, kamunun uğradığı zarar adına da gerçekleştirdik.”
“Yangın ayrım yapmaz, mücadele bir olmalı”
Ildır Mahallesi Muhtarı Erdem Yavuz, yangının herkesi etkilediğini hatırlatarak birlik çağrısı yaparak şöyle dedi:
“Yangın ağaç ayırt etmiyor, insan ayırt etmiyor. Dağ, zeytin, sakız, badem... Ne varsa, önüne katıp yakıp geçti. Bizler de bu yangının ortasında kalmış köylerin sakinleri olarak, bu acının tekrar yaşanmaması için hep birlikte mücadele etmek zorundayız. Bu siyasi ya da kişisel bir mesele değil. Bu, hepimizin yaşam alanı. Birlikte hareket etmeliyiz.”

Katılım Yoğundu
Basın açıklamasına İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz, İzmir Barosu Çeşme İlçe Temsilcisi Av. Nadire Erol, İzmir Kent ve Çevre Komisyonu’ndan Nilay Sabuncuoğlu, Av. Fahri Artar, Av. Ersel Aldabak, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şubesi, DİSK Dev Emekli-Sen Çeşme Şubesi, İzmir Yaşam Alanları Derneği, Çeşme Halk Temsilcileri Meclisi, Doğu-Der, Çeşme Motosiklet Kulübü, Britanya Alevi Federasyonu, Ildır Mahallesi Muhtarı Erdem Yavuz ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Yorumlar yükleniyor...