YEREL
Çeşme Gücücek Koyu’ndaki rezidans girişimine tepki için insan zinciri
|
13:36
|
7 dk okuma
|
70 görüntülenme
Çeşme'nin Gücücek Koyu'nda, bir firma tarafından rezidans yapma hazırlıkları tepkilere neden oldu. Gücücek Koyu Koruma Derneği ve Çeşme Yarımada Çevre Derneği, inşaat hazırlıklarının yapıldığı alanda insan zinciri oluşturarak, yaptıkları basın açıklamasıyla tepkilerini dile getirdiler.
Göcücek Doğa Koruma Derneği ve Çeşme Yarımada Çevre Derneği üyeleri ile bölge halkı projeyi protesto etmek için bir araya geldi. Ellerinde ''Rezidans dikmeyin bu toprakta yetişmez'' , ''Direneceğiz ve kazanacağız'' , ''İmara açmayın bitti zaten'' şeklinde pankart ve dövizler bulunan kalabalık, insan zinciri oluşturarak, rezidans yapma girişimini protesto ettiler.
"Doğayı savunmaya, Gücüceği korumaya devam edeceğiz"
Göcücek Doğa Koruma Derneği Başkanı Avukat Seher Gacar, yaptığı basın açıklamasında, "Rant için, para için doğaya kıymayı kendilerine hak gören vicdan mahrumları durmadıkça biz de durmayacağız, birlikte olmaya, dayanışmaya, doğayı savunmaya, Gücüceği korumaya devam edeceğiz" diye belirterek, "Geçen yaz bildiğiniz üzere, Gücücek Koyu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından günübirlik turizm tesisi olarak kiralama ihalesine çıkmıştı. Bizler birlik olup bu koyda özel plaj işletmesi istemediğimizi dile getirerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’na çağrıda bulunmuş ve bu koyun bakanlığın bünyesinde halk plajı olarak işletilmesini talep etmiştik. Sayın Bakanımız bu çağrıya kayıtsız kalmamış, halkın sesine kulak vermiş ve Gücücek Koyu, bakanlığın 5 yıldızlı halk plajları kapsamına dahil edilerek Turizm Bakanlığı'na tahsis edilmişti" diye anlattı.
Göcücek Doğa Koruma Derneği Başkanı Gacar, basın açıklamasında şöyle dedi:
"Proje alanı İmar planı kapsamında değil"
"Bizler Gücücek Koyu için sesimizi biraz fazla çıkarmış olmalıyız ki, doğa kıyıcıları da duymuş, Ovacık’ta Çeşme'yi son yıllarda saran rezidans kanserinin henüz sıçramadığı ,herkesin göz bebeği, bakir bir koy kalmış hemen gidip betona boğalım, 4- 5 katlı fitnes salonlu jakuzili rezidans dikelim demişler. Bu amaçla 2024 Ocak sonunda kurulan şirket, 2024 Mart ayında üst tarafta görülen parseli satın almış. Satın alma işleminden bir hafta sonra 1+1 konutlardan oluşan rezidans projesinin lansmanı yapılarak satışa başlanmış. Satışlar halen devam ediyor. Proje alanı doğal Sit alanı. Proje alanı tarım arazisi. Proje alanı İmar planı kapsamında değil. Amma ve lakin alıcılara imar planının değiştirileceği taahhüt ediliyor."
"El değmemişse, doğalsa siz de ellemeyin??
"Kurumların bu plan değişikliklerini yapacağı, bu izinleri vereceğine olan bu güven nereden geliyor? Bu inşaat şirketi devletin kurumlarının üzerinde midir ki başvuru yapılmadan yapılacak başvuru sonucunu nasıl garanti edebiliyor? Devletin kurumlarını şaibe altında bırakan bu şirkete öncelikle devletimiz haddini bildirmelidir. Muhtemeldir ki imar plan değişikliğini, planlanan inşaatı “turizm tesisi" olarak göstermek suretiyle elde etmeyi tasarlıyorlar. Çünkü maalesef Çeşmeyi saran rezidans kanserinde, devlete söylenen bu yalan hep kullanıldı. Halen de Ayasandra’da, Fener Burnu'nda, Ilıca’da kullanılmaya devam ediliyor. Biz bu kez Ovacık’ta buna geçit vermemeye kararlıyız. Testi kırılmadan tüm kurumları uyarıyoruz. Öyle bir fütursuzlukla karşı karşıyayız ki, şirket, tasarladığı cinayeti açıktan ilan ediyor. Proje tanıtımında “el değmemiş doğası ile" diye önce buranın doğallığını methedip, ardından, 4-5 katlı beton bloklarla, fitnes salonları yüzme havuzlarıyla o doğayı nasıl elleyeceklerini, nasıl mahvedeceklerini iştahla anlatıyorlar. Ey gözü dönmüş doğa kıyıcıları El değmemişse, doğalsa siz de ellemeyin.??
"Ovacık’ta rezidans yetişmez, boşuna dikmeyin"
"Bu bölge 1990'larda Doğal Sit alanı olarak ilan edilmiş ve o tarihte yapımına başlanmış ya da yapımı tamamlanmış konut kooperatifleri dışında, 30 yıldır yapılaşmaya kapatılmış durumdadır. Ovacık, Çeşme'nin tarım deposudur. Ovacık üzüm bağları ile, enginarı, kavunu, türlü sebzeleri, zeytin ağaçları ile bu bölgeyi besler. Yine bu bölgede binlerce yabani sakız ağacı, ardıç, çok sayıda endemik bitki bulunur. Evet Ovacık’ta bunlar yetişir, bu yüzden de Ovacık’ta rezidans yetişmez, boşuna dikmeyin diyoruz."
İzinsiz sondaj idfdiası
"Bu doğa kıyımı projesini öğrendiğimizden beri, muhataplarımızı da tanımaya başladık. Projeye itirazımız yükselince, imarı olmayan doğal sit alanındaki tarlaya rezidans yapılamaz dediğimizde hemen bir basın açıklaması ile cevap geldi. Müşterilerine projeyi “kendi özel koyunda" diye tanıtan şirket, basın açıklamasında bunu bile inkar edip, tek dert sahilin paylaşılamamasıymış gibi, lütfetmiş ve sahili kapatmayacağını yasal olarak da kapatılamayacağını ifade etmiş. Oysa tek dert sahil değil. Zaten sahil Turizm Bakanlığı'na tahsis edildi. Yasal olarak yapılamayacak olan da tek sahili kapatmak değil. Biz tarlaya rezidans dikemezsiniz diyoruz. Buradaki bitkileri, canlıları betonla öldüremezsiniz diyoruz. Bunlara tek kelime cevap yok. Ve yine muhataplarımızın yasalara olan saygısına da dürüstlüklerine de bir kaç gün önce tanık olduk. Buraya taşıdıkları makinelerle sondaja başlayıp sondaj için izinlerinin olduğunu söylediler. Yetkilileri çağırdık, kontrol edilmesini istedik. Kontrole gelen jandarma ve belediye ekiplerince izinlerinin olmadığı tespit edildi, makine ve araçları araziden uzaklaştırıldı."
"Yeşilin betona yenilmesine biz izin vermeyeceğiz siz de izin vermeyin''
"Reklam videosu ile potansiyel müşterilerine yalan söylüyorlar. Basın açıklaması ile kamuoyuna yalan söylüyorlar. Arazideki ilk çalışmalarında bize yalan söylüyorlar. Kuvvetle muhtemeldir ki imar plân değişikliği için devlete de yalan söyleyecekler. Biz doğa savunucuları son dere kurumadan, son balık ölmeden, son zeytin ağacı kesilmeden de rezidansın yenmeyecek bir şey olduğunu biliyoruz. Herkesin de bilmesini istiyoruz. Bu amaçla buradan Ankara'nın bir kez daha sesimizi duymasını istiyoruz. Lütfen Ovacık'ı rezidans kanserinden uzak tutun. Turizm projesi yalanına kanmayın. Lütfen Ovacık ve Gücücek'in betona boğulmasına izin vermeyin, tarım arazilerini imara açmayın. Yeşilin betona yenilmesine biz izin vermeyeceğiz siz de izin vermeyin.''
"Çeşme'nin ranta kurban edilmemesi için mücadeleye devam edeceğiz"
Çeşme Yarımada Çevre Derneği Başkanı Ahmet Güler de yaptığı basın açıklamasında, Çeşme ve yarımadanın Türkiye’de henüz ranta yüzde 100 kurban olmamış ender bölgelerinden birisi olduğunu, Türkiye’nin tüm rantçı, betoncu, vahşi sermaye ve haramilerin gözünü Çeşme Yarımadası’na diktiğini, İstanbul’dan sonra en büyük rantı burada elde edebilecekleri umuduyla Çeşme'yi talan etmeye çalıştıklarını söyleyerek Çeşme'nin beton ve ranta kurban edilmemesi için on yıldır mücadele sürdürdüklerini, bu mücadeleyi devam ettireceklerini belirtti.
"Bu memleketi korumaya çalışanlar vatan haini değil vatanseverlerdir"
Çeşme Yarımada Çevre Derneği Başkanı Güler, "Çevreciler her şeye karşı diyerek bizi marjinalleştirmeye çalışıyorlar. Doğal yaşamı savunan, Anayasa'nın verdiği haklar çerçevesinde temiz bir ortamda yaşamak isteyen ve bu isteğini dışa vuran herkes çevrecidir. Maalesef ülkemizde hukuk çok ağır işliyor. Bu nedenle çevre mücadelesi için halkın birleşmesi ve halkın kendine ait olan değerlere sahip çıkması gerekiyor. Halk sahip çıktığı zaman karşısında hiçbir güç duramaz, Gücücek Koyu'nda da on yıldır koruma mücadelesi verilmektedir ve gelecekte de verilecektir. Bize vatan haini diyenler, bu memleketi ona buna peşkeş çekenlerdir. Bu memleketi korumaya çalışanlar vatan haini değil vatanseverlerdir. Kıyılar halkındır" diye konuştu.
Yorumlar yükleniyor...