O 'keşke'ler yok mu, o 'keşke'ler ....
Günaydın Can-Canlarım; Öğrenmenin, tanımanın, yaşı yoktur sözüne, her zaman olduğu gibi, bir defa daha şahit oluyorum. Profesör Dr. Sadettin Ökten. İnşaat Mühendisliğinin yanında, bilim tarihi ve felsefesi, kültür, medeniyet ve sanat alanlarında özel ilgi sahibi, Müslüman bir zat-ı muhterem! O kadar insanın yüreğine işleyen sözleri var ki...birkaç tanesini sizlerle paylaşmak istedim, mesela:**Kalpler birbirinden uzaklaştıkça sesler yükselir, yaklaştıkça fısıltıya döner. Kavgada bağırmanın, sevgide fısıldamanın sebebi budur.**
***Modern insan vicdanının sesini örtmek ister. Vicdan akşamları harekete geçer: ''Gün bitti. Sen ne yaptın?''
**Unutmak şifa, hatırlamak nimettir.**(hele hele buna bayıldım! Gerçekliğine ve güzelliğine kapılarak, düşünceye daldım...Unutabildiğin takdirde, yaran kapanır, zaman denilen ilacın yardımıyla, her şeyi olmasa da bazı üzüntülü hatıraları, hele hele, açtıkları yaraları iyileştirmeyi becerebildiğiniz zaman, şifa bulursunuz, hatta başka türlü bakarsınız olaya...Güzel hatıraları hatırlamak, ruhu hep besler...sevginin veya kırgınlığın derinliğini ölçebilirsiniz. Demek ki başa çıkabilmişim, bundan sonra da bu tür olayları nasıl çözebileceğimi biliyorum, zaman denilen en büyük ilacın yardımıyla... Düşüncesi bir nimet olur; eski, sıkıntı veren hadiselerin üstesinden gelme yeteneğinin oluşumu ile kuvvetlenen karakter yapınıza adeta sırtınızı dayamak istersiniz, gücünden her zaman istifade etmek için...
**İnsanın gökyüzüne bakacak vakti olmalı. Yapamadım, yetiştiremedim, hiçbir zaman bitmez. Hiçbir devirde de bitmemiştir...* yani hayatın hızlı akışında ne kadar kaybolduğumuzu ve aslında en önemli şeyin*kendimize zaman ayırmak olduğunu hatırlatıyor...Öyle değil mi, yapmak istediğimiz birçok şey için, zamanımızın kafi gelmediği düşüncesini hepimiz tadarız...ama yaşam kavgası, sevdası, merakları için hep az veya çabuk tükenen vakitlerden şikayet ederiz...Esasında hayata bağlılıktır, bu tamamını çözememek. Hayatta kalma süresinin uzaması için...ahh, ah bir bilsek, bir bilebilsek, vücut ve akıl sağlığımız yerindeyken, o emri Hakkın ne zaman kapımızı çalacağını...Yaşça büyük dostlarımdan, içleri derine inen bir ürpertiyle sarsıldıklarında, ''hazırım efendim!'' cümlesini duymuşumdur çok kere...hani sanki Azrail yoklamış gibi hissederek...ama o sözlerin belletilmiş bir cümle olduğuna gün geçtikçe daha çok inanıyorum. Hayata bağlı olan, seven, acıların, kayıpların, beceriksizliklerin yıldıramadığı kişilerin ağzından o 'hazırım efendim!' sözünün çıkacağına asla inanmıyorum. Zira, hiçbir aklı çalışan, zaafların esiri olmamış, elindeki en kıymetli değerin, hayatının elinden alınmasına izin vermez...asla!
Keşke etrafımızda, 'Elhamdülillah Müslüman'ım' diyebilen çok kişinin akıl ve öğrenme düzeyi yeterli olsa, komprime ilaç gibi yutturulan bilgilerin, akıllarına uğramadan, midede sindirilip hazmedildiği gibi olmasa. Bilgileri, enine boyuna tartabilecek akıl yapısına sahip olup, kendileri de öğrendiklerini irdeleyebilseler, akıllarının ve yüreklerinin tozlu raflarına, nasıl olsa öğrendim, biliyorum diyerek kayıtsız şartsız teslim olup bir daha bakmamak üzere yerleştirmeseler...
Ahh, ah, bre kurban!! O 'keşke'ler yok mu, o 'keşke'ler .........









0 Yorum