O KADAR ÇOK AYRIŞTIRICI VAR Kİ!
*- DÜRBÜNLE ARASAK BİLE Gazetenin manşeti şöyle: “Ustaların maaşı mühendisi geçti!” Alt başlıkta şu okunuyor: “İnşaat mühendisi, mimar, avukat olarak iş hayatına atılan yeni mezunlar, 35-40 bin lira maaş alırken, kaynakçı, fayansçı, inşaat işçisi gibi meslekleri yapanların kazancı üç kat daha fazla…”
Burada evlere temizliğe gelenler ile aşçıların ve çocuk ile yaşlı bakıcılar unutulmuş,,,
Hastanelerde, huzurevlerinde büyüklerinize daha iyi bakılması için gece vardiyasına gelenler haftada bir tatil yapmalarına karşılık pazarlığı 100 bin liradan açıyorlar.
Belediye çalışanlarının maaşlarının ise profesörleri geçtiğini de biliyoruz.
Sendika ağalarının keyfine de diyecek yok…
Hak, hukuk, adalet onlar için…
Fikret Dağtekin ise bu manşeti görünce, şunları yazmış:
1-yeni bir tespit değil ki bu, yıllardır böyle..
2-mesela ben hafta sonları boya işi yapıyordum, maaşımı 3’ e katlıyordum.
3-cocuklarima da ‘boşverin okulu, tamirci olun hayatınızı kurtarın!’ dedim... Ama kabul etmediler, avukat oldular. 10 sene önce… O zamanlar biraz daha iyiydi ortam ama yeni mezunlar çaycı kadar bile kazanmıyor…
4-ana-baba ve çocuklar, beyaz yakalı olmakta ısrar ederse yakın zamanda birikin maaşı, çalışacak yer bile bulamayacak…
5-İzmir’in en ünlü profunu ara, ertesi güne randevu alisin, ama hangi ustayı ararsan ara, hepsini dolu bulursun…”
*- BANKA SAYESİNDE
Urla’dan Hasan Fehmi Güzel yazmış;
“Bu son yazınızla ilgili bir anımı anlatmak istiyorum.
‘Yurtdışı bir web sitesinden sipariş verdim.
Siparişimden itibaren on beş gün, hiç bir haber ve bildirim gelmedi. Telefonla ulaşamadım.
İnstegram ve WhatsApp’larına da defalarca yazmama rağmen hiç bir şekilde dönüş olmadı.
Firmayı ‘şikayet var!’ uygulamasında aradım.
Aynı mağduriyeti yaşayan çok kişi olduğunu gördüm.
Dolandırıldığımı anladım.
Ödemeyi kredi kartıyla yaptığım bankanın müşteri hizmetlerini aradım, Durumu anlattım.
Ödemesini yaptığım ürünümü bir aydır göndermediklerini belirttim.
Üç gün sonra beni banka müşterisi hizmetlerinden aradılar konuyla ilgilendiklerini söylediler.
On beş gün sonra ürüne ödediğim para aynen kredi kartıma iade edildi. Ürün gönderilmeyince banka ilgileniyor.
Biraz uzun oldu kusura bakmayın.
Selamlar, Sevgiler, hayırlı ramazanlar diliyorum.”
Hasan Beye bu bilgilendirmesi için teşekkür ediyorum.
Demek ki, bazı bankalar ya da sorunu kendine dert edinen görevlilerimiz de bulunuyor.
Umarım böyle sıkıntılı durumlara düşülmemesi.
Ama şunu belirtmeden geçemeyeceğim:
Öyle dolandırıcılar var ki, ‘aynısının tıpkısı’ olarak adlandırdığımız şekilde kurumların resmi wep sitesinin tıpatıp aynısını yaparak insanları tuzağa düşürenler bulunuyor.
*- MANİSA AŞIKLARI
Şimdi da Manisa’dayız…
Fidel Severcan Halka Tercüman’ın yöneticisi, tanınmış bir usta kameraman.
Kardeşi Sadık Severcan da meslektaşımız.
Yıllardır kendilerini başta engelliler olmak üzere ihtiyaç sahiplerine hizmete adamışlar.
Aklımda kaldığına göre İstanbul’da Fatih başta olmak üzere birçok semtte belediye başkanlarıyla birlikte muhtaç durumda olanlara büyük destek sağlamışlardı.
Severcan kardeşler başta olmak üzere, gönüllüler, geçtiğimiz gün, Manisa’da şehrin âşıklarını iftarda buluşturdular.
Manisa Vakfının bu yılki olağan iftar yemeği gönülleri coşturdu[Mh1] , diyebiliriz.
Çok kalabalık davetlinin katilliği iftar yemeği dualarla açıldı.
Manisalılar ve Manisa da görev yapan vali kaymakam ve iş adamları ile kalabalık Manisalı topluluğu yemekte buluştu
Manisa aşıkları olan emekli Manisa valisi Celalettin Güvenç, Vakif başkanı Ercan Oğuz, Prof. Yücel Nomal, Gazeteci ve vakıf iletişim başkanı Sadık Severcan, Mustafa Şahidi Örnek, Ahmet Dilik ve Murat Çapar örnek bir vakıf olmak için çalıma kararı aldılar.
*- SUYUMUZU KORUMALIYIZ
Yağmurun bereketi krizi geçirmedi:
İzmir’in su krizinde altın madeni detayı, ‘Tüm faaliyetlere son verilmeli!!’
Gazete haberi böyle!
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Şube Teknik Sorumlusu Selma Akdoğan, baraj doluluk oranlarına ilişkin değerlendirmesinde, “Yeni kaynaklar oluşturulurken mevcut kaynaklar da korunmalı. Efemçukuru Altın Madeni başta olmak üzere su kaynaklarımızı tehdit eden tüm faaliyetlere son verilmeli” ifadelerini kullandı.
Genç Gazeteci Gülperi Tibin haberinde şöyle diyor:
“İzmir’de uzun süre etkisini hissettiren sağanak yağışlar, barajlara can suyu oldu.
Yaz aylarında daha da şiddetlenen kuraklıkla birlikte kuruma noktasına gelen ve kentte planlı su kesintilerinin yaşanmasına neden olan barajlardaki düşük su seviyeleri artışa geçti.
İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü kaynaklarından edinilen bilgiye göre, ilin günlük ortalama su tüketim miktarı ise 650 bin metreküp. İZSU tarafından paylaşılan güncel verilere göre, İzmir’in su ihtiyacını büyük oranda karşılayan Tahtalı Barajı’nın kullanılabilir su hacmi 105 milyon 216 bin metreküp olarak gerçekleşti.
Öte yandan teknik problemleri olduğu ve su tutmadığı gerekçeleriyle eleştirilen Gördes Barajı’nın kullanılabilir su hacmi ise 111 milyon 64 bin metreküp olarak görüldü.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İzmir Şubesi Şube Teknik Sorumlusu Selma Akdoğan, konuyla ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu.
Akdoğan, Gördes Barajı’na ilişkin konuşmasında, “Önceki yıllarda Gördes Barajı’ndaki yapısal sorunun giderilmesi için bir çalışma yapılmasına rağmen Barajdaki doluluk oranı belirli bir seviyenin üzerine çıkmamıştı.
Sonrasında herhangi bir çalışma yapılıp yapılmadığına dair elimizde veri bulunmuyor.
Son yağışlardan sonra birkaç hafta içinde Doluluk oranın yüzde 1’den yüzde 26,40’a ulaştığını görüyoruz.
Ancak barajın fiziksel durumu ile ilgili değerlendirme yapacak yeterli veriye sahip değiliz.
Yağış dönemi ve sonrasındaki doluluk oranları, yağış, akış ve kullanım miktarları ile birlikte değerlendirme yapmak gerekir” dedi.
*- YETERLİ DEĞİL
Ülke genelinde ve İzmir’de su kaynaklarının doğru şekilde yönetilmediğini belirten Akdoğan, “Dönemsel yağış miktarları ve barajların doluluk oranları su yönetimi planlaması için tek başına yeterli değildir.
Kısa, orta ve uzun dönem projeksiyonları belirlenerek su yönetimi planlanmalıdır.
Mevcut su kaynakları korunmalı, alternatif kaynaklar üretilmeli ve suyun verimli kullanılması sağlanmalıdır.
Hem kentimizde hem de ülkemizde kısıtlı olan su kaynaklarımızın doğru şekilde yönetildiğini söylemek zor.
Su kaynaklarımız hem miktar hem de kalite yönü ile baskı altında.
Tarım, turizm, maden, sanayi gibi sektörlerde aşırı çekimler nedeni ile yer altı su seviyesi azalıyor.
Oluşan atıksular ise yeterli arıtılmadığında kirliliğe neden oluyor” ifadelerini kullandı. “
*- DUT YAPRAĞI
Hülya Sarı’dan aldım:
“Bir Alim'e sormuşlar;
‘Allah'ın varlığına delilin nedir?"’diye.
‘Dut yaprağıdır.’ demiş ve şöyle devam etmiş;
‘Çünkü aynı yaprakları koyun yer süt yapar, arı yer bal yapar, geyik yer misk yapar, tırtıl yer ipek yapar…
Tadı, rengi, kokusu ve maddesi bir olan şeyden bu kadar farklı güzellikleri yaratmak, ancak Allah'a mahsustur.”
Bu arada ben de belediyeleri bir anımsatma yapayım:
Bu yaz sinek- sivrisinek ve diğer haşaretten halkın şikayet etmemesini istiyorsanız, ilaçlamayı dut ağaçları yaprak vermeden yapmalısınız.
Aksi halde her yıl olduğu gibi hem emekler boşa gider, hem de paralar…
Bunu eskiler bilirdi…
Yeniler de bilmez, liyakatsiz olanlar da…
*- ŞU ÇOK BİLENLER
Abdulkadir Uraloğlu anlattı:
İstanbul’un kuzeyinde, Karadeniz’e uzanan hatta…
Sadece bir yol değil, yerin metrelerce altında yazılan bir mühendislik hikâyesi var.
Sarıyer – Kilyos Tüneli, klasik yöntemlerle değil; yüksek teknoloji ürünü bir TBM (Tünel Açma Makinesi) ile açıldı.
Bu şu anlama geliyor:
???? Daha güvenli kazı,
???? Daha kontrollü ilerleme,
???? Daha düşük yüzey etkisi,
???? Daha hızlı ve planlı inşa süreci,
TBM, önündeki zemini milimetrik hassasiyetle parçalarken; arka bölümünde eş zamanlı olarak beton segmentler yerleştirildi.
Yani tünel kazılırken aynı anda kalıcı yapısına kavuştu.
Bu yöntem;
• şehir içi yaşamı minimum etkileme,
• çevresel hassasiyet,
• uzun ömürlü altyapı,
• yüksek iş güvenliği anlamına geliyor.
Bu video aslında aylar süren mühendislik planlamasının, binlerce saatlik emeğin ve yer altındaki dev bir makinenin disiplinli çalışmasının özeti.
Sarıyer – Kilyos hattı; yalnızca iki noktayı birbirine bağlamıyor.
Kuzey İstanbul’un ulaşım konforunu artırıyor, zamanı kısaltıyor, bölgesel erişimi güçlendiriyor.
Altyapı projeleri çoğu zaman göz önünde değildir.
Ama şehirlerin kaderini belirler.
Ve bazen en büyük işler, sessizce, yerin altında yapılır.
Bunları yazdım, İzmir’i yönetenlerin de dikkatini çekmek için…
İzmir’e bildiğin kadarıyla önceki yıllarda iki tane köstebek getirilmişti.
İşleri bitti, çöpe gittiler.
Halbuki bir elden geçirme ile çok işe yarayacaktı.
Belki bundan böyle daha titiz davranılır…
Öneriler dikkate alınmazsa, İzmirlinin parası da, değerli zamanı da boşa gider. Birileri kazançlı çıkar…
*- ÇAPULCULAR ZENGİN OLUYOR
Hukukçu Ezgi Erkin Kozanlı, ‘memleketim insanının hali içimi parçalıyor’ diyor.
Kalemi eline alıp şunları yazmış:
“Fakir, giderek daha da fakir ülkemin insanı, bütün varını yoğunu, üç beş çapulcu zenginin, şöhretli ve çığırtkan sofrasını doldurmak üzere harcıyor şu sıralar, Yine!
Mahallemde bir restoranda, iftar sofrası, 7.000 tl.
Olanla olmayanın; varla yokun arası iyice açılsın ve kırmızı bir şerit çekilsin diye.
Kasten ve hiç utanmadan, yaratılan bu fark, böl, parçala, yönet taktikterinin net ve nihai sonucudur.
Siyasal İslam diye sessizce baş tacı edilen düzen, emektarın kazancını patronun yemesi ve kimsede buna ses çıkaracak hal kalmaması demektir.
Sofrada, bir bardak su, bir zeytinle oruç açanların birbirine gülümsedikleri aile masalarından, akşam evde yaptığınız iftarın resmini çekip okula getirin, diyecek kadar körleşmiş; inandığı dinin kurallarını hiçe saymayı alışkanlık haline getiren bir zihniyeti yüceltmiş, zor günlerden geçiyoruz, Yine!
Mahallemde, bir kişinin bir akşamda oruç açtığı paraya, yan mahallede, beş çocuk, bir ay doyabiliyorsa; bu yalnız bize, bugünleri dayatanların değil, hepimizin suçudur.
Masamıza gelmese bile ses etmediğimiz her yemeğin parası bizim hesabımıza yazıldı demektir. Ve biz o paraları çoktan ödedik.
Söz gümüşse, sükut altındır diye büyütülen çocuklardan göster bakalım amcana iftarda ne yedin diyen çocuklara göç ettik.
Bize yazık oldu,
Bir millete,
Varını yoğunu ortaya koymaya hazır,
Fakirin halinden anlayan zengine yazık oldu,
Bak beyim benim sana iki çift sözüm var diyen Yaşar Usta’ları ham diye yuttu bu sistem.
Yine de umutsuz değilim.
Neden biliyor musunuz?
Biz hala “laikliği savunan” birer yurttaşız.
Sayımız da öyle, göründüğü kadar az değil.
Hepimize mi dava açacaksınız?”
*- UTANSIN
Muhsin Saatçi’nin dörtlüğü de şöyle
“Kendi özyurdumda ben miyim garip?
Beni bir köşeye atan utansın !
Eğilmiyor diye kurdu hor görüp.
İti el üstünde tutan utansın!...”
Siyah önlük, beyaz yaka ve standart makosen ayakkabı!
Daha ilkokulda statü farkını eşitlemek, çocukların eksiklik hissetmelerini önlemek için öğretmenlerin titizlikle uyguladığı bir yönetmelikti.
Şimdi ise: kıyafet, okul, semt, otomobil, cep telefonu, oy verdiğin parti, içtiğin kahve, tükettiğin sigara, gittiğin restaurant vb. o kadar çok ayrıştırıcı var ki...
İbrahim Akyüz de şunları yazmış:
“Dün karşıma bir paylaşım çıkmıştı, ‘Gavur İKEA'da iftar menüsü 395₺’ ve başka mekanların fiyatları…
2 AVM'de ve 1 Sirkeci'de çok özel lezzetleri sunan bir dostumla geçen konuşuyorduk, şu an en büyük gider kalemleri, kira ve personel, malzemeyi geçtik artık.
Üretemeyen Türkiye'nin en yüksek gıda enflasyonuna maruz kalması tesadüf değil, özellikle yürütülen çabaların sonucu değil mi?
Başka türlü anlatan var mı?
Haklı değiller mi?
Keşke haklı olmasalar…
Fakat...
Yazılanlar gibi gündem de karşımıza hep çok yorucu olarak çıkıyor.
Hayat bazen hızlı, bazen karmaşık, bazen de beklenmedik şekilde ağır.
Hepimiz bir şeylerin içinden geçiyoruz.
Ne yaşarsak yaşayalım, insanın duruşu kendi seçimidir.
Kırılmadan, taşmadan, kimseyi ezmeden ama kendimi de ezdirmeden ilerlemek…
Gülümsemeyi zayıflık değil, bilinçli bir güç olarak görmek…
Mesele güçlü görünmek değil; zarif kalabilmek.
Mesafeyi koruyup samimiyeti kaybetmemek.
Kalabalığın içinde özünü unutmamak.
Dünya değişir, gündem değişir, insanlar değişir…
Ama insanın özü değişmemeli.
İçimizdeki güzelliği, ışığı korumalıyız
*-









0 Yorum