MUTLAK VİCDANLI ve DÜRÜST BİRİLERİ ÇIKACAKTIR
*- NEDEN HEP KARABAĞLAR? Karabağlar İzmir’in en büyük ilçesi… Bayraklı gibi sonradan kuruldu. Başkanlıklarını hep CHP kazandı. Şimdi de ‘Neyin nesi olduğu’ aday gösterildikten sonra ortaya çıkan bir Kadın Belediye Başkanı Helil Kınay kamuya tanıtıldı. Baktım bir ara bazı köşe yazanlar, başkanı yerden yere vuruyor. ‘Doğru- yanlış’ a bakmadım… ‘Reklam alamayan başkanla uğraşıyor!’ babında birkaç yazı yazdım. Öyle düşündüm.
Ama şimdi düşüncelerimde değişiklik oldu.
Birincisi önceki yazılarımda belirttiğim gibi, ne kadar torpilli varsa ‘Basın bölümüne’ yerleştirilmiş…
Maaş ödemekte zorluk çeken belediyeleri biliyoruz, bakıyorum, akrabalara iş bulunmuş.
Birkaç meslektaşıma sordum, ‘Reklamları kimlere gidiyor?’ diye…
Yani sebeplenenler kimler?
Listeyi yapan kim?
Başkan mı?
Özel Kalem Müdürü mü?
Ya da ‘yağcılığı’ iyi yapanlar mı?
Veya ‘Siz mi bilirsiniz?’ diye tehdit edenler mi?
Tabi bunlar aklımdan geçenler…
Belki de hiçbiri değil…
Doğrusunu müfettişler ve siyasetle ilgilenenlerle Karabağlar halkı bilir.
Belki ileriki günlerde konunun içinde olanlar paylaşım yaparlar.
Beni ve okuyucularım doğruyu öğrenmiş olur.
*- YOL ARKADAŞLIĞI
İyilik, insanın en güzel yol arkadaşlığıdır.
“Bugün kapımıza kadar uzanan bu erzak kolileri sadece bir yardım değil; gönülden gelen bir iyiliğin, bir insanlık dokunuşunun en güzel örneği oldu!”
Bu satırları yazmamın en büyük nedeni, halâ içimizdeki ‘İnsanlık’ ve ‘vijdan’ duygularının olması.
Ramazan boyunca ve öncesinde, şimdi olduğu gibi şu sözleri çok duyacağımıza inanıyorum:
“Desteklerini esirgemeyip bu zor günlerde yanımızda olan tüm hayırseverlere kalpten teşekkür ediyorum.
Sayenizde bir ailenin sofrası şenlenecek, çocukların yüzü gülecek, bir evin içi umutla dolacak…”
Böyle durumda ne diyebiliriz?
“İyiliklerinizin kat kat geri dönmesini diliyorum.
Rabbim gönlünüzdeki güzellikleri daim etsin.
Var olun, iyi ki varsınız…”
*- DÜRÜSTLÜK
‘Çalışan bağlılığı!’ deyince ne anlıyorsunuz?
Bu soru yarışmalarda olduğu gibi 100 firmadan 100 yönetici durumundaki çalışana sorulmuş,
Şu cevaplar alınmış:
Sadakat, aidiyet, motivasyon, yasaya uyum, özel hayat saygısı, takdir kültürü, vefa, dürüstlük, anlayış…
‘Sıralayın’ diye sorsam acaba kaçımız, eksiksiz bu yanıtları alabiliriz?
Bunları da bir yana bırakalım, sıralamanın başındaki sözcüğü irdeleyelim, ‘sadakat’ı ele alalım.
Tabii bir de ‘Vefa’ yı!
Gerek çalışan, gerekse ‘patron’ yani işveren yönünden ele alalım bu sözcükleri…
Uzun uzun anlatmadan yanıt vereyim, her iki taraf da ‘yalan’cıdır.
Bunu bilin…
İnsanlarımızda ne ‘vefa’ vardır, ne de ‘sadakat!...’
*- TÜRK TELEKOM’DAN
Kış aylarında elektrikli araç kullanırken alacağınız küçük önlemler, büyük fark yaratır.
Soğuk hava koşullarında menzili korumak, sürüş güvenliğini artırmak ve yolculuklarınızı daha verimli hale getirmek için aracınızı şarjdayken ısıtabilir, dengeli sürüşü tercih edebilir ve rotanızı önceden planlayabilirsiniz!
Kış boyunca elektrikli sürüşün keyfini güvenle yaşayın.
(..) Şarj, her yolculukta yanınızda…”
Bunlar Türk Telekom’un reklamından…
Yine Türk Telekom’un başka reklamından söz edeyim:
Bir haftadır reklam verdikleri televizyonlarda şunu duyduk;
‘Tüm Türk Telefon kullananlara, hafta sonunda 24 GB hediye ediyoruz!’
‘Acaba?’ dedim, haklı çıktım…
Hafta sonu gelince, özellikle Çarşamba günleri ‘satış günleri’ olduğundan Türk Telekom ‘hediyenizi seçin!’ diyerek piyasada daha ucuzunu bulacağınız pazarlamalarını görebilirsiniz…
Ve ‘ağzından baklayı çıkardı’ sistemin uygulayıcısı Türk Telekomcular, ‘Sil Süpür’e girerseniz, yani ‘Bizden alışveriş yaparak bize büyük paralar kazandırırsanız size herkes için verdiğimiz sözden bir pay çıkarırız!’ diyebiliyorlar.
Bir aldatmacadır sürüp gidiyor…
Nedense bunu görmek isteyenler görmüyor, maaşlarını alıp sıcak makam odalarından çıkmıyorlar.
*- YARARLANMAK LAZIM
“Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun, 50 yıllık hekimliğinin ve Bütün kitaplarının özeti, 100 maddelik Hayat Anayasası” Gül Tulunay tarafından gönderilmiş.
Bakalım bunların uygulayan var mı?
Ya da yararlanmak isteyenler çıkacak mı?
*- İLK 10- YAVAŞ YE HIZLI YÜRÜ!
1- Az ve öz ye. Yükte hafif, pahada ağır şeyler tüket.
2- Yaşın ilerledikçe lokmalarını azalt, adımlarını çoğalt.
3- Yavaş ye, hızlı yürü.
4- Zeytinyağı ve tereyağına öncelik ver.
5- Yoğurt, yumurta ve balıktan vazgeçme.
6- Kahveyi değil çayı sev, ikisini de kararında tüket.
7- Bakliyat, sebze ve meyveyi ihmal etme.
8- Yeşillikleri ve baharatı ciddiye al.
9- Maydanoz, kekik, nane, fesleğen, tere, roka ve benzerlerini sofrandan eksik etme.
10- Tarçın, zerdeçal, rezene ve kırmızı biberi masanda tut.
*- İKİNCİ 10- YEMEKTE SU İÇME
1- Şekerden, undan, tuzdan ve kızarmış yağdan uzak dur.
2- Güvenli ve mineral zengini su iç.
3- Yemekte su içme.
4- Suyu oturarak ve ılık iç.
5- Suyuna portakal veya limon dilimleri, rendelenmiş turunçgil kabuğu ekle.
6- Kahvaltıyı atlama.
7- Akşamları az ve erken saatte ye.
8- İki öğünle beslenmeyi dene.
9- Sofradan biraz aç kalk.
10- Damak çatlatayım derken damarlarını çatlatma.
*- ÜÇÜNCÜ 10- BEL ÇEVRENİ İYİ GÖZLEMLE
1- Geleneksel gıdalar ve mutfaktan pek ayrılma.
2- Ev yemeklerini tercih et.
3- Sofranı kalabalık tut, masanı (ailen ve dostlarınla) büyüt.
4- 40’lı yaşlardan sonra et değil ot (bitkisel) ağırlıklı beslen, aslan değil kuzu ol.
5- 40’lı yaşlardan sonra her 10 yılda bir tabağını yüzde 5 küçült.
6- Duygusal açlığını besinlerle giderme.
7- Kilonu ve bel çevreni iyi izle.
8- Doğal, tam ve yerel besinleri tercih et.
9- Sabah egzersizlerini ihmal etme.
10- Her gün mutlaka yürü.
*- DÖRDÜNCÜ 10- AYAKTA KAL HAYATTA KAL
1- Her gün paslanmamak için 5 bin, kilo almamak için 7 bin 500, sağlıklı yaşlanmak için 10 bin adım atmaya çalış.
2- 30 dakikadan fazla oturma.
3- “Ayakta kal, hayatta kal” mottosunu asla unutma.
4- Mümkünse her gün 15-20 dakika güneşlen.
5- Uykundan taviz verme.
6- Erken yat, erken kalk.
7- Duasız, dileksiz ve şükürsüz yatağa girme.
8- Güne neşeli başlamaya gayret et.
9- Stresten uzak dur.
10- İşe evini, eve işini götürme.
*- BEŞİNCİ 10- EŞİNİ, İŞİNİ, AİLENİ ÇOK SEV
1- Hazdan kopma, keyfi bırakma ama ikisine de tutku derecesinde bağlanma.
2- Kendinle ve hayatla dalga geçmeyi bil.
3- Yüzünden gülümsemeyi, ağzından kahkahayı eksik etme.
4- Gamlı, kederli olma, “Neşeli ol ki genç kalasın” mottosunu her sabah tekrarla.
5- Kendini, işini, eşini ve aileni çok sev.
6- Aileni, ilişkilerini sağlam ve büyük tut.
7- Eşine, işine, doğaya aşk ile sarıl.
8- Eğlenceli biri ol, eğlenmeyi asla bırakma.
9- Arkadaşsız, dostsuz, komşusuz kalma.
10- Evlen, mümkünse çocuk sahibi ol.
ALTINCI 10- İLAÇLARDAN UZAK DUR!
1- Tedbiri elden bırakma, emniyet kemeri tak, kask kullan.
2- Sağlık kontrollerini ihmal etme.
3- Gereksiz ilaç kullanma.
4- Manevi şifaya zaman ayır.
5- Sıkıntılarını paylaşabileceğin insanlarla dost, arkadaş ol.
6- Doğaya dokun; rüzgârı yüzünde, güneşi teninde hisset.
7- Yaşlanmaktan korkma, yaşlılıkla kavga etme.
8- Mutlak sonu kabullen.
9- Genetik mirasını öğren, ona göre tedbir al.
10- Sadece sevince değil kedere de ortak ol.
YEDİNCİ 10- İNCİNME İNCİTME
1- Müzikten kopma.
2- Ruh ve bedenini birbirinden ayırma; beden un, ruh su; oluşan hamur ise sensin.
3- Kendine yetmeye çalış.
4- İnsaflı, hoşgörülü, gani ruhlu biri ol.
5- İncinme, incitme.
6- İhtiraslı olma.
7 Az konuş, çok dinle; anlatan değil, dinleyen ol.
8- ‘Hayır’ı ‘Evet’le eşitlemeye çalış.
9- Unutmayı ve barışmayı bil.
10- Dertleşmekten çekinme ama mızmızlanma.
*- SEKİZİNCİ 10- DURMA, DÜŞME ÜŞÜTME
1- Öfke, kin ve küskünlük yükünü taşıma.
2- “Az çoktur”u benimse ve her bakımdan hafifle.
3- Evrendeki her şey ve herkese saygılı ol, değerini bil.
4- Geleceği görmek için geçmişe bak.
5- Yaşın elliyi geçmişse “Durma”, “Düşme”, “Üşütme” üçlüsünü unutma.
6- Huzurun en etkili ilaç olduğunu aklından çıkarma.
7- Ruhuna fazla ışık tutma ama onunla sohbeti de unutma.
8- Eşyaya bağlanma, eksilmekten korkma.
9- Yaşlanmayı kabuğu soyup ruha inmek olarak kabul et.
10- Aşırılıktan uzak düzgün bir yaşamın olsun.
*- DOKUZUNCU 10- ELEŞTİRİDE KISKANÇ, ÖVGÜDE CÖMERT OL
1- Tartışma, tartışsan bile uzatma ve abartma.
2- Bugünü, bu anı, şimdiyi yaşa.
3- Düne pişmanlıkla, yarına kaygıyla yaklaşma.
4- Geçmişi geçmişte bırak, geleceğe umutla bak.
5- Eleştiride kıskanç, övgüde cömert ol.
6- Tevazuyu bırakma ama övgüyü kabullen.
7- Hoş sohbet biri ol.
8- Sıradan ve sade kal.
9- Kıskanma!
10- Manevi zenginliğini çoğalt.
*- ONUNCU 10- ‘BU DA GEÇER’ DEMESİNİ BİL
1- Gerektiğinde işi oluruna bırak. “Bu da geçer” de.
2- Evinden, köyünden, kentinden ve ülkenden kopma.
3- Mahcup, çekingen ve kararsız olma.
4- Oku, yaz, gez, dolaş, izle, yeni şeyler öğrenmeyi asla bırakma.
5- Sadelik ve sıradanlığa yönel.
6- Az sadakat bekle, çok sadakat göster.
7- Bedenini iyi dinle, verdiği sinyalleri ciddiye al.
8- Toksik olan her şeyden uzak dur.
9- Modern tıbba inan ama geleneksel tıbbı pas geçme.
10- Zamanın ve sabrın en iyi ilaç olduğunu unutma…
*- BAKAN EL KOYMALI
İnternete zaman zaman giriyorum…
Yani bilgisayarı her zaman elime almıyorum, aynen telefonum gibi..
Bu yüzden değerli dostlarla haberleşmem biraz kopuk oluyor.
Bugünkü yazımı hazırlarken, Ankara’dan Murat Demir aradı.
Bağlantıyı, yani konuşmayı sağlamaya çalıştım, beceremedim.
Ben de internetten kendisine ulaşmaya çalıştım böylece şu habere ulaştım:
Konu ‘adalet anlayışı!’ idi…
Yani bir olayı anlatmaya çalışıyordu.
Fotoğrafla haber şöyle idi:
Şanlıurfa Ceylanpınar Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Meriç, başına geleni anlatıyordu.
‘Masa başı!’ iş yapanları, gerçek görevlerine gönderen Başhekim de birilerinin ayağına basmış olmalı ki o da gönderilmiş!
Umarım Sağlık Bakanı konuyu enine konuna eline alır da artık hastanelerimizde bu tür siyasi baskıların olmadığına tanık oluruz.
Ben şahsen üzüldüm…
Keşke her meslektaşım da bu tür ‘haksızlıkları’ ele alır da, yetkililerin dikkati çekilir…
Konu gündeme gelir..,
Şimdi söz, özetle Başhekimde:
*- VAY KARACAHİL VAY!
“Şanlıurfa Ceylanpınar Devlet Hastanesinde görevli olan ve kadrosu temizlik personeli olan ve yılardır masa başı görevlerde çalıştırılan tün personellerin asli görevlerine geçmeleri için tebliğ de bulunulmuş tarafına tebliğ yapılan tüm personeller asli görevleri olan temizlik görevine geçmiş son olarak da H. B. isimli personelin hastanenin temizlik ihtiyaçları dolayısıyla asli görevleri olan temizlik görevlerine geçmeleri gerektiğini kendilerine tebliğ etmemiz üzerine; (…) ilçe Başkan Yardımcısı olan H.B isimli personel, ‘ben (…) parti İlçe Başkan Yardımcısıyım, ben temizlik yapmıyorum, bana temizlik yaptıramazsınız’ dedi.
Aynı gün akşam saatlerinde il Sağlık Müdürü tarafından arandım, ‘sana emrediyorum görevine geri ver!’ denildi.
‘Bu personeli görevine geri iade edemem, edersem hastaneyi yönetemeyeceğimi ve tün personelin kendilerine karşı adil davranılmadığı için baş kaldıracağını’ iletmem üzerine il Sağlık Müdürü E.B.şahsıma karşı “görevine iade etmiyorsan, istifanı ver, vermezsen ben oraya gelip seni o koltuktan nasıl kaldırıyorum görürsün!” şeklinde söylemlerde bulunmuş, ben de şahsına karşı eğer bir temizlik görevlisini asli görevi ve işi olan temizlik kadrosuna iade ettiğim için istifam isteniyorsa ben bu istifamı vermiyorum şeklinde kendisine ilettim bunun üzerine şahsıma karşı yine mobbing ve tehdit içerikli söylemlerde bulunuldu.
*- O KADAR DEĞİL
Olayların mobbing ve tehdit şiddetinin artması dolayısıyla can güvenliğimden endişe ettiğim için ben de istifamı verip şu aşamada ilçeden ayrılmış bulunmaktayım ayrıca yaşanan olayın devlet büyüklerimize ve tüm siyasi camiaya çarpıtılarak aktarıldığı bilgisini almaktayım kamuoyuna duyurulur…”
Ben de olayı Sağlık Bakanlığına iletiyorum.
Bazıları sanmasın Şanlıurfa Ceylanpınar Devlet Hastanesi çok uzakta ve herkes hiç kimsesiz değil.
Mutlaka vijdanlı ve doğru dürüst insanlarımız da var.
Sessiz sedasız kalınacağını düşünmüyorum, düşünmek de istemiyorum.
‘O kadar değil!’ diyorum.
Medeni cesareti için ayrıca Dr. Meriç Artan ve kendisi gibi yönetici durumunda olanlara ‘Size helal olsan, vatan evlatları’ diye sesleniyorum.
İyi ki böyle tutarlı insanlarımız var…









0 Yorum