FOÇA'NIN ÇALIŞKAN ARISI
*- ANLATAYIM Karşıyakalı Sarışın’la Zorlu Performans Sanatları Merkezi Turkcell Sahnesindeyim… ‘E’ kapısında, biletix’ten aldığımız PDF bilet ile eğlenceyi hızla girmiştik. 52 yaşına yakın zamanda giren oyuncu ve şarkıcı Şevval Şam’ı her zamanki yerimde, en arka sıralarda ama bu kez birinci balkon orta sırada bekliyordum. Seyirci var mı? Var! Ama boş koltuklar da gözüme ilişiyor.
16 Milyonluk İstanbul’da hava güzel ama bana göre boş koltuk az sayıda da olsa hoş değil…
Bu yıl ikinci kez izleyeceğim kendisini…
Aklıma takılan ‘Acaba yine aradan sonraki ikinci bölümde Karadeniz türkü ve şarkılarına mı bizi doyuracak?
Yanıldım!
Şaşırdım!
Beğendim
Hem de çok!
Anlatacağım…
*- ‘ÇOK PAHALI İMİŞ!’
‘Bodrum Masalı’, ‘Süper Baba’, ‘Yasak Elma’ gibi birçok dizide yer alan, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik bölümü mezunu Şevval Sam, sahneye alkışlar arasında çıkınca izleyicilere baktı ve konuya Tarkan’la girdi…
Yanlış anlaşılmasın, onun bir şarkısıyla değil!
Tarkan’ın konser biletlerini ele aldı…
‘Çok pahalı imiş!’ dedi.S
Burada araya yine gireyim:
Tarkan’ın son konser biletleri dudak uçurtan cinsinden, 400 bin liraya yani ikinci el araba fiyatına biletini alanlar oldu.
Tarkan’ın bu yılkı ufak geliri 189 milyon lira…
Hala bunlar yani şu anda gelir bakımından üçüncü sırada bulunan Tarkan hep konuşulan ve serveti konu olan bir şarkıcı…
Şimdi Şevval Sam’la devam…
Sonra bizlere seslenerek;
‘Siz ya çok zenginsiniz, ya da benim gerçek hayranımsınız, yoksa bu kadar pahalı konser bileti alınır mı?’ diye sordu…
Ekonomiyi ve dolayısıyla kendine dokundu…
O ana kadar merak etmemiştim Karşıyakalı Sarışın’ın ‘Bu fırsatı kaçırmayalım!’ diye aldığı biletin fiyatını kontrol ettim…
Gerçekten bana göre, hem el, hem cep yakacak gibiydi…
Benim düşündüğümün üç misli bir rakamdı!...
Değer mi?
İki saat 29 dakikalık bir Şevval Sam performansı sonucu düşüncemi söyleyeyim:
‘Evet değerdi!’
Herkes mutlu ve keyifli, İzmirliler gibi gülerek taksi kuyruğunda bekliyordu.
Herkes sırasını da biliyor, haddini de…
İstanbul gibi yerde, birileri eski İstanbul’u anımsatıyordu, Şevval Sam sayesinde…
Demek ki, bazen para hesabı yapılmıyordu…
Ama Şevval hiç ara vermeden, büyük performansı sırasında Lidyalıları da ele aldı, anlattı, şarkısını söyledi.
Annesi ünlü sanatçı Leman Sam’ın kulaklarını da çınlattı, arada iki şarkısını da seslendirdi.
Etkinlik mekanına (Salona) ‘Fotoğraf Makinası ve Kamera yasak!’ uyarısını biliyoruz.
Konser başlamadan önce, sinema gibi video uyarısında da böyle deniliyor.
Sanatçı ile eserlerin hakkının korunması amaçlanıyor, herhalde!
Ama akıllı telefonların kullanılması önlenemiyor, takan yok…
Ben de yasağı deldim, arada…
Ne demişti bir büyüğümüz;
‘Bir defadan bir şey olmaz!’
*- HEP AYNI ŞARKILAR!
“Nereye gitseniz, kimi dinleseniz, hep aynı şarkılar çalınıyor şimdi’ konusunu açan Şevval Sam, bizi eski güzellilere götürdü, tabii ‘anasının kuzusu’ olduğunu da, aralarındaki diyaloglarım da naklederken ifşa etmiş oldu.
Annesi demiş ki;
‘Kızım neden benim şarkılarımdan söylemiyorsun?’
‘Senden daha iyi söyleyemeyeceğimden olur mu?’ diye yanıt vermiş…
‘Hayır!’ deyince, biz birlikte söylemeye başladık, anne terliği yemeden…
Penceremin perdesini,
Havalandıran rüzgâr,
Denizleri köpük köpük,
Dalgalandıran rüzgâr,
Gir içeri usul usul,
Beni bu dertten kurtar.
Yabancısın buralara,
Nerelerden geliyorsun,
Otur dinlen başucuma…”
Belli ki çok yorulmuşsun
Bana esmeyi anlat,
Bana sevmeyi anlat,
Bana esmeyi anlat,
Esip geçmeyi anlat…
Anlat ki çözülsün dilim
Ben rüzgarım demeliyim,
…”
İkinci şarkıdan sonra yine aktif olan Şevval’ın annesi Leman Sam’a gönderdik.
Annesinin halâ şarkılarını, hem de gençlere söylediğini anlattığını da unutmadan araya sıkıştırayım.
*- NE YAPMALI?
Geçen sene sahnede 30’nucu yılını dolduran Şevval Sam, meslek hayatının ikinci yarısına böylece geçmiş olduğuna inanıyor.
Peki ne yapmalı?
Bunu bir şarkı ile taçlandırmalı!
Çok iyi bildiğimiz, eski bir şarkı olmasını istemiş!
Ve geliyor;
‘İkinci Bahar!’
Bunu de hep beraber Şevval Sam için söyledik…
‘İkinci Baharı yaşıyor ömrüm,
Gel benim yârim oluver şimdi!...
*- PARAYI BULANLAR
Şimdi gidelim 30 yıl kadar gerilere…
Şevval Sam’ın öğrencilik yıllarına…
Yaptığı bir şarkıya, ‘Mani’ye…
Yani paraya…
Bakın ne diyor, şarkısına başlamadan önce;
Paradan bahsetti ve ‘Bir baktım parayı Lidya’lılar bulmuş!
Toplumda bir sürü sözler, paranın psikolojisi- teknolojisi…Şöyle olmuş, böyle olmuş!
Bir anda gözümde para üzerinden koca hikayeler canlandı!
Hey sizin gibi Lidyalılar yahu, dedim.
Bir anda kafamdan o şarkı çıktı!
Yani hiç kimse üstüne alınsın istemiyorum ama, dolaylı olarak işte öyle bir şey, sonradan görmeler, parayı başka amaç için kullananlar, onu bilmeyenler, onu bir güç olarak kullananlar…
Neyse işte;
Arka arkaya sıralayalım, onu kötü işleri için kullananlar…
‘Lidyalılar!’ diye bir şarkı yaptım…
Bakalım beğenecek misiniz?
Şunu da söyleyeyim:
‘Bugünlerde Lidya’lılara şarki yapmak başımı beladan kurtarıyor, o yüzden!...
İsim versem başım belaya girer!’
Dedikten sonra müzik başlıyor:
“Hay senin gibi Lidyalıyı Buldun parayı karıştırdın kafayı
Ne kaldı saadet ne minnet, kıymet!
Tek bir sıfat paralı, paralı, paralı
Hadi bir tekne, hani yeni zevce,
Parayı buldum üstüme gelme..
Hani süslü sofra, elmas bir kolye….”
Arabesk türünde diyebilirim.
*- PARAYI BULUNCA
Konuyu şöyle de açabiliriz, belki;
Bu sözler, örneğin, ‘Hadi bir tekne, hani yeni zevce,
Parayı buldum üstüme gelme..’ gibi deyişler, Türk halk kültüründe sıkça rastlanan bir mizahi ve eleştirel söylemin parçası gibi görünüyor.
‘Hani bir tekne, hani bir zevce, parayı bulunca…’ ifadesi, genellikle parayı bulduktan sonra hayallerin veya vaatlerin değişmesi, üzerine söylenen bir taşlama.
Tekne: Zenginleşince alınacak lüks, keyif ve özgürlük sembolü.
Zevce (eş): Hayat arkadaşına verilen sözler, sadakat beklentisi.
Parayı bulunca: Maddi güç elde edilince, önceden verilen sözlerin unutulması veya farklı tercihlere yönelme.
Bu tür ifadeler, halk arasında, parayı bulunca değişmek, temasını işler. Hem mizahi bir dille toplumsal gözlemi yansıtır, hem de biraz eleştirel bir ton taşır.
İşte bununla ilgili kısa bir, taşlama tarzı dörtlük!
“Hani bir tekne, hani bir zevce,
Sözler uçtu gitti, kaldı hece.
Parayı bulunca döndü yüce,
Gönül unuttu eski gece…”
*- UYUZ EŞEKLER!
Ben de kendimi, okuyucularım sayesinde taçlandırayım…
Uzun yıllar çalıştığım, medyanın ünlü ve talihsiz büyük patronlarından Dinç Bilgin mealen şöyle derdi:
‘Kendini methetmeyen uyuz eşektir!’
Yani bizlere ‘Sakın tevazu göstermeyin, sizler çalışkan arılarsınız, yaptığınız iş çok önemlidir…’
‘Arı’ sözcüğünü son zamanlarda her sabah ‘Karadeniz Kadını’ Olkan Özkır’dan işitiyorum.
‘Günaydın’ dan sonra mutlaka ‘Çalışkan Arı’ sıfatını kullanıyor…
Ben de, kaç gündür beni teşci edip, kuvvet veren Mehmet Cemil Arı’ya cevaben ‘Çalışkan Arı’ sıfatını kullandım, bu arada farkına vardım, Mehmet Cemil’in soyadı da ‘Arı…’
Düşünün kendimi nasıl veriyor, kaybediyorum yazılarımı yazarken…
Zaten hep söylerim;
‘Bir gün önce ne yazdığımı sorun, bilmem!’ diye..
Neyse devam edelim, bakın Mehmet Cemil Arı, benimle neyini paylaşmış:
“Sevgili Eyice, en güzel güneşler cesur ve mert insanlar için doğar!
Şu anda Ankara’dayım ve şiir yazıyorum…
Dünya güzeli bir kız sevdiğini uğurluyor!..
Şiir bitince size yazarım; çok güzel bir atmosfere şahidim…
İyi geceler…”
Sevgili Mehmet Cemil Arı ile sırasıyla bir iki geceye gidelim;
“Sevgili Eyice,
Ülkemize sızın gibi cesur ve mert kalemler lazım!
Lütfen pes etmeyiniz ve kalemimizi makineli tüfek gibi kullanınız…
Sizi kocaman kocaman öpüyorum…”
“Kalemine ve yüreğine sağlık sevgili Eyice…”
“Sevgili Eyice iyi geceler, seni seviyorum ve zevkle takip ediyorum…”
Mutluluk, güzellik, iyi niyet, saygı…
Aklınıza ne gelirse, işte bu beklentisiz gerçek duyguların ortaya çıkışı…
Yürekten geliyor…
Daha ne diyeyim, ‘Bu cümleler taçlandırma değil de nedir?’
Önemli olan okuyucu ile yani sizlerle bütünleşmek ve sorunlarını kendinizin gibi yürekten hissetmenizdir…
İşte yine bir okuyucu mektubu, sorunu ilgililere duyurayım…
İzmir’in Konak ilçesinde öneli hizmetleri olan önceki belediye başkanlarından Ahmet Sarışın’ın dediği ve yazdığı gibi…
‘Yine de siz bilirsiniz?
Ahmet Sarışın gördüğü yaşadığı olumsuzlukları ya da önerilerini sosyal medyadan dile getirip, belediye başkanları ya da yönetimin başında olanlara naklettikten sonra hep son cümlesini şöyle bitiriyor;
‘Yine de siz bilirsiniz!’
“Dikkate almak, sorunu gidermek sizin elinizde ama bunu gurur meselesi yapıp, ‘benim işime karışma!’ deyip, yapmazsanız, bir gün, yani seçim günü başınıza gelecekten siz, kendiniz sorumlusunuz!”
*- FOÇA’NIN SORUNU
Benim ‘Foça sevdalısı’ olarak sevdiğim ve saydığım eski, usta meslektaşım Servet Vural var…
İşte o, yani Servet de ‘Çalışkan arılara!’ önemli bir örnek…
İnanın, sizin için, sorununuz için, öyle ilgilenir, kendini helak eder ki, anlatacak sözcük bulamam…
Yeter ki, ‘Tamam iş bende!’ desin…
Yani soruna kafası yatsın…
Bir yakınından öğrendim:
Şimdi de, yüzlerce insanın bence çok önemli bir sorununun çözülmesi için günlerini gün ediyor.
İzmir’in her köşesi ‘sit alanı’ olan güzel Foça’mızın bir yeri imara açılmış…
Herhalde burası için Foça Belediyesi de çok önemli bir çalışma yapmış, bütün mevzuat engelleri aşılmıştır…
Sonuçta konutlar yapılmış…
Ama ne suları, ne elektrikleri, ne de internet gibi elzem yani şart olan kurum hizmetleri yok denecek gibi…
‘Ahirette iman, dünyada mekan’ diyerek, sınırlı birikimleri ile başlarına sokacak ev sahibi olanlar, bir noktada, ortada kalmışlar…
Ne yapacaklar?
Karşılarında sorunu çözecek muhatap yok…
Hep ‘Evet efendim, sepet efendim, haklısınız efendim!’ diyenler…
Bu ne demek?
‘Bugün git, yarın gel!’
Ne zamana kadar?
Çıkmaz ayın, son Çarşambasına kadar!
Daha doğrusu üst makamlar, sorun çözücüler duyuncaya kadar!
İşte bu büyük sorunu ele alan Servet Vural, yetkililerin kapılarını çalmakla kalmamış, sorunu resmiyete dökmüş…
Foça Kaymakamlığına, İzmir Valiliğine, ne bileyim, İzmir’in elektrik işletmesi Gediz’in genel müdürlüğüne sorunu iletmiş…
‘Trafolar gelsin, çalışma hemen bitirilsin, binalara elektrik verilsin!’ demiş…
Servet Vural vatandaşın sorunu ile ilgileniyorsa, bu işi mutlaka çözer biliyorum…
Gerekirse bakanlıklara gider kapılarında yatar!
Bu kadar yani….
Keşke Servet Vural gibi ‘Çalışkan Arılarımızın’ sayılara çoğalsa ve herkese görevlerini hatırlatabilse…
Bakalım Foça’dan ne zaman güzel haberleri alacağız Servet Vural’dan…









0 Yorum