Telefon
WhatsApp
ESPRİYİ CİDDİYE ALMAK, GERİ ZEKALILARIN İŞİ!...

*- BÖYLESİ DE VAR

Gelen yanıt

‘Ama benim doğum günüm yarın!...

Bugünden kutluyorum ne demek?

Yarınki doğum gününü bugünden kutluyorum!...

Nasıl bir anlayış bu?

Orhan Bey, doğum günümü gününde kutlayın, arkadaşlar arasında karışıklığa neden oluyor?....’

Sevgili Orhan Alpayım devam ediyor:

“Böyle diyenler de var, nasıl bir karışıklıksa?...

‘Doğum günlerinizi yazmazsanız, benim bilmeme olanak yok...

Sitem etmeyin!

Niye doğum günümü kutlamadınız, diye!

Bir de,  emek verip hazırladığım kutlamalara bakmayanlar var...

Ya da öylesine bir okundu işareti koyup geçiyor!

Üzülüyorum ve siliyorum listemden...

-sayfalarınıza doğum günlerinizi yazın...

facebook ‘şu tarih’ diye veriyor...

Sizden gelen yanıt, 'ama benim doğum günüm dört ay sonra!’

Bakın bakalım sayfanıza ne yazıyor?

Ben en zor anlarımda, hastayken bile, doğum günlerinizi kutlamaya çalışıyorum…”

 

*- ESPRİDEN ANLAMAK

Rahmetli Bornovalı Bahadır, ‘Espri yapmak zeka işidir!

Espriden anlamak da, zeka işidir!

Espriyi ciddiye almak ise; Geri zekâlıların işidir!” derdi, 07 Aralık 2021’den sonra…

Çünkü o tarihte, aynen Orhan Alpayım gibi patlamıştı, karikatürlerini bir fikra, bir güncel konu ile birleştirerek, taçlandırmaya çalıştığı sözde dostlarından, anlayışsız birileri, bana göre de ‘Büyük terbiyesizlik!’ yapmıştı.

Aynen benim yazılarımdan, kendilerine olumsuzluk çıkaran bazıları gibi…

‘Anlamayanlara anlatanlar çıkar yavrum…’ demek geldi şu anda bir şarkıcımızın sözlerinden alıntı yaparak…

Aslında bunlar ‘domuz gibi’ anlarlar da, anlamak istemezler, çünkü fesat beyinlerine yerleşmiştir…

Sözü ben yine Rahmetle her zaman andığım ‘Bornovalı Bahadır’a vereceğim:

“Espriyi bazı arkadaşlar ciddiye alıyorlar-

RAHMETLİ LEVENT KIRCA NE DEMİŞTİ?

Niyetim kimseyi kırmak değildir,

Aç gözünü seyret tekrarı yok bunun,

İşim muhabbet efkarı yok bunun,

Arada bir kalemim sürçer ise affola,

Tutmasını bilirim de kemiği yok bunun

Olacak olacak olacak o kadar…”

 

*- AYRIM GÖZETMEMEK!

‘Dünya Kan verme şampiyonu’ olan rahmetli Bornovalı Bahadır’ın (Baha Kaptan) 1870’nci karikatüründe, iki kişiyle yaptığı karikatürde, İngilizce- Türkçe şu slogan yazıyordu:

‘Ayrım Gözetmemek!’

Göğüslerindeki ayrı işlemelerde ise;

Kızılay’ın ayı, Hristiyan Haçı ve üçüncü de Musevilerin yıldızı vardı.

Şöyle yazmışlardı, alt yazıyı:"

“Bizler, İzmir Türk Kızılay'ı Kan Merkezi Hayat Kurtarma Takımıyız, Kana ihtiyacı olan hasta veya Refakatçilerin, Hastanenin Kan alım Noktasına, Kızılay Kan Merkezinden istek yapmalarını istemelerini söylesinler.

Bizim Kurtarma ekibi, Bağışçılarımız derhal Kızılay Kan Merkezine giderek Bağış yaptıktan sonra İlgili Hastaneye

Kan Merkezinin Soğutucu arabalarıyla ulaşacaktır.

BİZLER VARKEN İZMİRDE KAN BULMA SORUNU OLAMAZ.

Kan Merkezine Güven, Gerisini Merak Etme sen.

BAHA APTAN. 09.03.24

— Aydın Cilantlı ile birlikte…”

Bornovalı Bahadır’dan öğrendiğim bu sistem sürüyor mu, bilmiyorum…

Ama temennim yıllarca, önemli kan bağışçıları ile birlikte sürmesi…

Kan bağışı hayat kurtarır ve her an hepimizin ihtiyacı olabilir…”

İşte böyle biriydi rahmetli ‘Bornovalı Bahadır’ ve dostları…

Şöyle derdi ‘Bornovalı Bahadır’ (Baha Kaptan) ‘Nazım Hikmet’ten bir alıntı ile:

“Basit Yaşayacaksın basit!

Sanki bir gün yaşamın sona erecekmiş gibi!

Basit, çay, gevrek ve peynirle!...”

Madem anılardan ve bir noktada ‘vefadan’ söz ettik…

Hayranı olduğum rahmetli ‘Bornovalı Bahadır’ın bir fıkraya (espriye) bağlı harika çizimli eseriyle birlikte paylaştığı hikayeyi paylaşmak istiyorum…

Şunu ilave edeyim:

Yazdıkları ve çizimleri ‘harika’ ya da ‘şahane’ sözcükleriyle anlatacağım kısa güldürüler olarak video çekimleriyle televizyonların vazgeçilmezleri olabilirdi.

Ama nerede böyle yöneticiler belki bir gün işbaşı yaparlar, yaptırılırlar…

 

*- BORNOVALI BAHADIR’dan

‘Dünya Kan Verme Şampiyonu’ olmasıyla övünen, bu konuda çeşitli etkinlikler düzenleyip, hayırlar veren, ama kentini ve arkadaşlarını yürekten sevip, hemen her fırsatta, günün şartlarına göre,  özellikle yaş günlerinde karikatürleriyle birlikte bir olaya adapte ederek sosyal medyada yayınlayan rahmetli Bornovalı Bahadır’dan (Baha Kaptan) bir alıntıyı paylaşıyorum:

“Amerika’yı ilk keşfeden Bornovalılardan bir Bornovalı,

Karısına ‘halıları yıkatmaya götürüyorum!’ diye kandırarak, sabah gidip akşam geç gelince, karısının korkusundan af diliyor.

Ama arkadaki honili Bornovalı, Doğruyu söylüyor, halıları yıkamaya gitmeyip, 'kaçak et kesmeye gittiğini söylüyor.

Yine Arkadaki papaz ise kürekçilere, ‘Halı yıkamaya gittiğimizi söyleyeceksiniz, yoksa Osman sizi öldürür”, diye tehdit ediyor…”

Bu anlatımın çizimini görüp de, beğenmeyecek birini düşünemiyorum…

Bu arada bir not eklemek istiyorum:

Bir ara Bornova Belediye Başkanlığına şu öneride bulunmuştum:

‘Bornovalı Bahadır, geçmişi ve zamanı yerli ve gerçek Bornovalıların fotoğraflarını bularak karikatürize ediyor. Kendisiyle temas kurularak bunlar sürekli sergi haline getirilebilir.

Ayrıca, her biri bir değer olan, önemli görevlerde bulunanlardan birer hatıra alınarak alt kısımlarına konarak, tarih kayda alınır…’ demiştim, özetle…

Hem şehirde olduğu gibi Başkanlar ve meclis üyelerinin çoğunluğu hep ‘yabancıdır’ şehirlerine…

Bilmezler, ilgilenmezler…

‘Ben bilirim’ dedikleri, koltuklarını korumak, hava atmak, aybaşını düşünmektir…

*-  ZARAR HEP ÇALIŞANA

İzmir'de işçiler yüksek maliyetler sebebiyle işten çıkarılıyor.

İzmir'deki Gates, CS Wind ve Mahle fabrikaları yüksek maaş maliyetleri nedeniyle işçileri çıkarıyor.

Artan maaşlardan sonra işten atmaların gerçekleştiği fabrikalarda mağdur olduğu işçiler her işletmede gördüğümüz gibi, kıdemle avutuluyor.

Sendikanın iddiasına göre; 'Wind'te atılan işçilere ‘kabul edin yoksa tazminatsız atılırsınız’ baskısı yapılıyor.

Gates'te ‘piyasada ücretler bu!’ deyip sözleşme maddelerinden geri adım atılıyor.

Mahle'de bir yandan işten atmalar devam ederken, yeni sözleşme yapmadan enflasyon oranlarıyla devam ediliyor.

Günün sonunda, ”yeni sözleşme beklentisi ile hayaller kuran işçiler, artan maliyetler nedeniyle” mağdur ediliyor.

Konu açık ve net…

Maliyetin yüksekliği ve geçim zorluğu, yani ekonomik durum hep patronlar kadar, hatta onlardan daha fazla çalışanı etkiliyor.

Beklentiler, umutlar kayboluyor…

Kış günü Elsa Tekstil'de 250 işçi işten çıkarıldı

Çiğli'de Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nde Tommy Hilfiger için üretim yapan Elsa Tekstil'de de, 250 işçinin işine “fabrikaya yeni iş gelmemesinden dolayı maaşları ödeyemedikleri için, son verildi.

Bu üzücü habere yorum yapamam…

 

*- UMUDUMU KAYBETMEDİM

Yapay Zeka'ya, "Türkiye'nin en ünlü on müze müdürü kimdir?" diye, ister Türkçe sorun, ister İngilizce veya başka bir dilde, Bodrum ve Türkiye’nin gururu Oğuz Alpözen’i ikinci sırada gösteriyor.

Birinci Osman Hamdi.

Romalı Julius Caesar, ‘Roma'da ikinci adam olmaktansa, bir köyde birinci adam olmayı yeğlerim’ demişti.

Her zaman sözünü ettiğim ve tanımaktan, haberlerini yapmaktan gurur duyduğum Bodrum Müze ve Kalesi’nin unutulmaz Müdürü Oğuz Alpözen, ‘Ben ikinci olduğum için seviniyorum. En büyük eserim Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'nin on sekiz sergi salonunun ortadan kaldırılmasına, kale avlularının güzelliğinin yok edilmesine üzülüyorum' diyor.

Aynı üzüntüyü, milyonlarca bilen kişilerden biri olarak ben de yaşıyorum.

J. Caesar'ı hançerleyenler arasında Brutus'ta vardı.

J.Caesar ‘Sen de mi Brutus?’ demişti.

Sesini duyurması için, akşam tv’de de çıkan bu soru ile ‘Ne diyorsun?’ dediğim sevgili Müdür Oğuz Alpözen ustanın yanıtı şöyle:

“Ben ise ‘Ben de değil. Yeni müze yönetiminde!’ diyorum.”

Merak ediyorum;

Yıllarca büyük emeklerle yapılanları, ‘Sanki düşmanlık’ gibi yıkıp bozanlar rahat ve huzurlu mu?

Ya da bunları, bir daha inşaasını imkansız hale getirilmesini sağlayanlara ‘Neden?’ sorusu sorulmayacak mı?

Metal İşçilerinin ‘umutlarının’ nasıl ve neden söndüğünü yazdım, ama ben bu Bodrum Müze ve Sualtı Arkeoloji Müzesi’nin, önceki unutulmaz Müdürü Oğuz Alpözen hocamızın belirttiği şekilde ‘Hesap verilirlik dönemini’ göreceğimiz umudunu taşıyorum.

Bakalım o günleri bilen ve yansıtanlardan Bodrumlu M.Ali Çotura bu konuda neler diyecek?

 

*- SINIRLI DESTEK

Yeni yıla ‘deprem’ de bizimle girdi.

Yani yakamızı bırakmayacağa benziyor.

Şimdi o felaketi nasıl alaşağı edebiliriz, sorusunu umarım uzmanlar bize anlatmaya devam ederler, destek olurlar.

Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın gönderdiği mesaj bu satırları yazmamı sağladı.

Prof. Dr. Ömer Bolat’ın mesajı şöyle:

“Elazığ’ın Baskil ilçesinde meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Rabbim ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin.”

Bir gün önce de esas görevi yani Ticaret Bakanlığı ile ilgili şu mesajı göndermiş T.C Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat;

“Bu ülkede taş üstüne taş koyan, üreten, ihracat yapan ve insanımıza istihdam sağlayan her sanayicinin başımızın üstünde yeri vardır.”

Son 23 yılda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon, cesaret ve güçlü irade ile Türkiye; ihracattaki başarısıyla küresel ticarette iddiasını güçlendirmiş,

21 çeyrektir kesintisiz büyüyen ekonomisiyle dünyanın 12’nci, Avrupa’nın 5’inci büyük ekonomisi konumuna ulaşmıştır.

Ticaret Bakanlığı olarak; ihracatımızı artırmaya, ihracatçılarımızı en güçlü şekilde desteklemeye ve Türkiye’nin küresel rekabet gücünü daha da ileriye taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz. “

Bence bu mesaj geçen yıllara aynen devam anlamına geliyor.

Yani ihracatçımız çıkar kararnameleri, teşvikleri, güncelleri, takvim yapraklarını gözden geçirsinler, adımlarını ona göre atsınlar…

Benim desteğim sadece Bakanın açıklamalarıyla sınırlı…

 

*- KENDİSİ YÜRÜTMELİ

Ama burada Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın dikkatine çekmesini istediğim bir ihracatçımız Hakan Ülker’in önerisini sunuyorum:

Hakan Ülker, “Konu sorunun çözümü ile ilgili bir öneri;” dedikten sonra devam ediyor:

“İhracat beyanı ihracatcı tarafından devlet bankalarından birine ibraz edildiğinde, bu belge teminat sayılarak ihracatcı firmaya ödediği KDV herhangi bir finansman masrafı alınmadan hesabına yatırılmalı, ödeyen banka konu KDV yi ilgili devlet kurumundan temlik ederek iade işlemini kendisi yürütmeli…”

Bir de Mehmet Hanifi Avcı  (Mali Müşavir) adlı kişinin sözlerini paylaşayım:

“Bu vergi politikası ile başınızın üstünde olduklarına inanmamız mümkün değil. Ülkemizin de taş üstüne taş koyanın, istihdam edenin başına taş atan bir anlayış mevcut…”

Konunun yabancısı olduğum için bir yorum yapamıyorum.

Ama başta sayın bakan olmak üzere, teknik kadronun dikkatine sunuyorum.

 

*- SAÇMA TEKLİFLER

Kübra Kaya Ziraat Mühendisi…

Önemli bir çay şirketinde görevli..

Bir hafta önceki paylaşımını beğendim, notlarımın içine aldım.

Bakın ne yazmış?

“İş aramıyorum!

Yeni maaş tekliflerine hiç açık değilim…

Asgari ücretin bı tık üstü 30 olur en fazla…

Böyle saçma maaş teklifleriyle kıymetli zamanımı çalmayın.

Bu ‘saçma tekliflere’ maruz kalacağım iş görüşmelerine asla davet etmeyin.

‘Az maaşla tecrübeli ziraat mühendisi aldım!’ diye patronunuza yaranmak için beni kullanmayın.

Söyleyeceklerim bu kadar…”

 

*- ÜÇ ANA BAŞLIKTA

Madem bakandan, ticaretten, vergilerden falan söz ettik, aynı konulara yani paralara- kriptolara bir de ‘Geçen Haftanın Öne Çıkanları” başlığıyla

Binlerce takipçisi olan Dr. Sertaç Doğanay’a (Teknoloji ve Sürdürülebilirlik İletişimcisi) kulak verelim:

“Bülteni üç ana başlık altında hazırlıyorum:

Sürdürülebilirlik

Teknoloji / İnovasyon / İletişim / Pazarlama

Geldik bir Davos dönemine daha...

Yakında gerçekleşecek olan Davos ve sonrasında gündemimize girecek 5 ana trendle ilgili kısa bir bilgi paylaşıldı.

Bu 5 trendin bazı alt başlıklarına kısmına kendi konuşmalarımda sıkça değiniyorum.

Faydalandığım kaynaklardan edindiğim bilgileri de ekleyerek bir özet paylaşmak istedim.

1 - Triple Bubble: Aynı anda üç farklı alanda birikmiş riskten (patlamaya hazır balonlar) bahsediyoruz:

Yapay zekâ yatırımları, Kripto varlıklar, Küresel borç piyasaları.

YZ tarafında aşırı değerlemeler ve ‘gelecek vaadini bugünden fiyatlama’ riski; kriptoda spekülatif dalgalar ve regülasyon belirsizliği; borç piyasalarında ise yüksek faiz ortamında çevrilmesi zorlaşan kamu ve özel sektör borçları öne çıkıyor.

Asıl risk, tek bir balonun patlaması değil; eşzamanlı bir güven kaybının küresel finansal sistemi zorlaması.

2 - Resilience Economics: Klasik ekonomik modeller büyümeyi ve verimliliği merkeze alırken, resilience economics şu soruyu soruyor:

Bir ekonomi, şok geldiğinde ne kadar hızlı ve ne kadar az hasarla toparlanabiliyor?

Pandemi, iklim krizi, tedarik zinciri kırılmaları ve jeopolitik gerilimler; dayanıklılığın artık “olsa güzel olur - nice to have” değil, temel bir politika hedefi olduğunu gösterdi.

3 - Kuantum Ekonomisi: Kuantum teknolojileri; yalnızca daha hızlı bilgisayarlar değil, tamamen yeni bir ekonomik katman hazırlıyor. Üç başlıkta değerlendiriliyor:

*Kuantum hesaplama: Bugün çözülemeyen optimizasyon ve simülasyon problemlerinin çözümü

*Kuantum sensing: Aşırı hassas ölçümler (savunma, sağlık, enerji)

*Kuantum iletişim: Kırılamaz şifreleme ve güvenli veri transferi

Bu yüzden ülkeler kuantumu sadece teknoloji değil, jeopolitik ve stratejik bir altyapı yatırımı olarak görüyor.

4 - Kapsayıcı YZ (Inclusive AI): Yapay zekâ sistemleri yaygınlaştıkça, şu soru daha yüksek sesle soruluyor:

Bu sistemler kimin için çalışıyor?

Kapsayıcı YZ; önyargıları azaltan, farklı sosyo-ekonomik grupları dışlamayan, dili, kültürü ve erişimi dikkate alan YZ tasarımını ifade ediyor.

5 - SupTech (Denetlemeci Teknoloji - Supervisory Technology): Finansal sistem karmaşıklaştıkça, düzenleyicilerin de araç seti değişiyor.

SupTech; denetim ve gözetim faaliyetlerinde ileri analitik, yapay zekâ ve gerçek zamanlı veri kullanımını kapsıyor.

SupTech, regülatörlerin riskleri ortaya çıktıktan sonra değil, oluşurken tespit etmesini sağlayan teknolojik denetim yaklaşımıdır.

Özellikle dijital bankacılık, kripto varlıklar ve fintech ekosisteminde SupTech; “geriden gelen denetim” yerine anlık ve öngörücü regülasyon yaklaşımını mümkün kılıyor.

 

*-

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği