En Tehlikeli Silah: Zihnin Teslim Alınması
Biz genellikle ancak bombalar patladığında, silahlar konuştuğunda sesimizi yükseltiyoruz. Onlarca şehit verdikten sonra aklımıza geliyor konuşmak. Oysa sorulması gereken asıl soru şu: Birliğimize, inançlarımıza ve benliğimize doğrultulmuş bir namlu, silah değil midir?
Üstelik bunu gizlice değil, gözümüzün içine baka baka yapıyorlar. Yavaş yavaş, adım adım içimize işliyorlar. Kimliklerimizi, değerlerimizi ve ortak hafızamızı hedef alıyorlar. Peki bunlar suç değil mi? Bizi en büyük zaaflarımızdan vurmuyorlar mı?
Asırlar boyunca bu toplumun gücü, inanmak ve bağlanmak oldu. Bugün ise tam da bu çağda, bu gücü zayıflatmak istiyorlar. Aslı olmayan kaynaklarla, çarpıtılmış bilgilerle, sahte anlatılarla genç zihinleri kuşatıyorlar. Laik, sorgulayan, bilgiye susamış bir toplum değil; başkalarının aklıyla düşünen, yönlendirilmeye açık, kimliksiz bir gençlik hedefliyorlar.
Artık karşımızda sadece silah taşıyan bir yapı yok. Silah yerine algıyı kullanan, kurşun yerine fikir yerleştiren bir bölücü anlayış var. İçimize kendi kadrolarını sızdıran, okullarda, iş yerlerinde, sosyal hayatta var olmaya çalışan bir yapıdan söz ediyoruz. En tehlikelisi de şu: Bunlar, ruhun teslimiyetinin silahtan daha etkili olduğunu bilenler.
Geçmişte silah ve cephanelerle kazanacaklarını düşündüler. Ama yenildiklerinde şunu fark ettiler: Bu toplumun gücü hiçbir zaman sadece silah olmadı. Gücümüz; ortak hafızamızda, birlikte yaşama irademizde ve aklımızda oldu. İşte bu yüzden şimdi cepheyi değiştirdiler.
Bugün mücadele dağda değil yalnızca. Okulda, sosyal medyada, sokakta ve gündelik dilin içinde veriliyor. Topluma bir yaşam biçimi empoze etmeye, değerleri aşındırmaya çalışıyorlar. Çünkü biliyorlar ki silahlar susturulabilir; ama zihinler teslim alınırsa, kayıp çok daha derin olur.
Sonuç açık: Asıl mesele bombaları etkisiz hâle getirmek değil, terörün zihinsel ve toplumsal karşılığını tamamen ortadan kaldırmaktır. Uyanık, sorgulayan, bilgiyle hareket eden bir toplum; terörün en büyük düşmanıdır. Ve bu mücadele, hepimizin sorumluluğudur.










0 Yorum