YENİ Mİ ? HAYIR!
*- ZIRHLI ARAÇ SATIYORUZ Sıkıntılı haberlerden, kayıplardan söz etmekten bıktık… Pembe, güzel haberler peşinde koşmak istiyorum ama nerde? İşte bunları düşünürken, şu haber geldi: “Otokar’dan 1,5 milyar dolarlık ihracat!..” Güvenli ve temiz bir haber… Türkiye’nin kara araçları ihracat lideri Otokar, yaklaşık 1,5 milyar ABD Doları değerinde bir ihracat sözleşmesi imzaladı. Sözleşme, Otokar’ın dünya çapında tanınan çeşitli tiplerdeki zırhlı araçlarını ve bu araçların entegre lojistik hizm
Şimdi sizin de okuyacağınız açıklamayı okuyunca, ‘Herhalde kafasını
yemiş! Geri zekalı birisi!’ diye düşündüm…
Bildiğim kadarıyla, kendini üstün gören kişilere genellikle "kibirli",
"narsist", "müstekbir" veya "üstünlük kompleksi" olan kişiler denir.
Kibir, bir kişinin kendini diğer insanlardan üstün görmesi ve
böbürlenmesi anlamına gelir. Kibirli kişiler, başkalarını aşağıda
görür ve alçak gönüllülükten uzak davranırlar. Kur’an ve hadislerde de
kibir, insanı olumsuz etkileyen bir davranış olarak tanımlanır ve
tevazu ile alçakgönüllülük övülür.
Lafı yine fazla uzatmadan ‘adamın’ yazdıklarına bir göz atalım:
“Bugün bağlantı isteklerime şöyle bir baktım ve gözlerime inanamadım,
derinden sarsıldım, bir hayli öfkelendim ve kelimelerim kifayetsiz
kaldı...
3. derece bağlantı istekleri...
İnanamıyorum...
Gerçekten inanamıyorum...
Karşımdaki bu hadsiz ordusu benim gibi sarsılmaz bir otorite figürü ve
doğuştan bir liderle ortak bir bağlantısı olmadan iletişim
kurabileceklerini sanıyorlardı...
Hayır sen kimsin ve hangi cüretle benim gibi bir dehanın inanılmaz
kıymetli royal connection list'ine sızma girişiminde bulunabiliyorsun?
Benim algoritmam sıradan insanların elini kolunu sallayarak girip
çıkabileceği bir yol geçen hanı değildir.
Benimle bağlantı kurmak bir süreçtir, bir protokoldür, kutsal bir
yemin törenidir adeta... Benim gibi bir dehanın dikkatini çekmek
istiyorsanız öyle kafanıza göre istek atamazsınız...
Bana bağlantı isteği gönderme cüretini kendinizde nasıl bulduğunuzu,
bana hangi entelektüel sermayeyi sunabileceğinizi eliniz ayağınız
titreyerek açıklamak zorundasınız...”
Vay anasını bu dünyada neler varmış?
Herhalde Amerika’nın deli başkanı Trump’ın akrabası veya büzüktaşı
biri bunları yazan kişi?
Devamında bakın daha neler yumurtlamış bu mahlukat!
“Profilinizi didik didik inceler sarsılmaz otoriteme itaat
potansiyelinizi hassasiyetle değerlendiririm...
ve ancak uygun görürsem isteğinizi onaylarım...
Ben bir aslanım...
Ben gücü ellerinde tutan gerçek bir yöneticiyim...
Avımı da adayımı da muhatabımı da ben seçerim...”
Bu satırlara göre, sakın birilerinin yazıları veya fotoğraflarının
altına ‘Beğendimi tıklamayın…
Sakın bilmediğiniz, tanımadığınız kişilere de ‘arkadaşlık’ teklif etmeyin…
Bu sert ve acımasız, hadsiz sözler, cümleler düzgün, bir insan
evladının söyleyeceği laflar, düşünceler kesinlikle olamaz…
Böyle düşünürken, ‘Kim bu ukela, kendini beğenmiş?’ diye düşünerek araştırdım.
Meğer ünlü bir üniversitenin akademisyeni imiş…
Önemli bir toplantıda, konuşmasına başlarken, herhalde dikket çekmek
için ironi yapmış…
Ama ben ne olursa olsun, bu tür topluma karşı yapılan konuşmalara karşıyım….
Belki de bu sözleri ciddiyetle söylerken, bıyık altından dinleyenlere gülüyordu.
*- KÖYLÜMÜZ
Atatürk çok doğru söylemiş;
“Köylü milletin efendisidir.”
Devleti görünce yanında saf tutar.
Köyü çok olup da yenilmiş bir devlet yok.
Şehirlerde ise asker kaçakları fare gibi kaçışır; toprağa aidiyeti
köylü gibi olamaz, savunmaya motivasyonu daha düşüktür.
Köylü bilinçlenmemişse bu o fotoğraftaki sözde devrimcilerin suçudur.
Teoride ‘işçi devrimi!’ deyip durdular, şehirde nutuk atıp; köyü cephe
bellediler.
Ama mesela Mao’yu iktidar yapanlar ise köylülerdir çünkü o hem
teorisine hem de pratiğine işçileri olduğu kadar köylüleri de
yerleştirmişti.
Bu realiteyi bir okurumuz yazmış…
Biz de paylaştık, ister beğenin isterseniz onun dediği gibi beğenmeyin…
Lenin ne demişti, konu ile ilgili olarak;
“Biz köylüler için savaşırken, onlar efendileri için kilisede mum yakıyorlardı!’
Acaba?
Bu arada;
Bütün fikirlere saygı, hayır efendim!
Fikirler saygı konusu değildir. İnsanlar saygı konusudur.
Fikirler değerlendirme konusudur.
Fikirle bilgiyi karıştırıyoruz, bilgiyle inancı karıştırıyoruz…
*- ÖNEMLİ ÖRNEK
Aklımızdan çıkmıyor!
Sık sık gündeme de geliyor.
Hep felaketleri konuşurken, doğruları ve düzgün insanları neden öne
çıkarmıyor, görmezden geliyoruz.
İşte size önemli bir örnek:
Hatay yerle bir oldu ama onun yaptığı 12 apartman dimdik ayakta kaldı!
Vicdanıyla inşa eden mühendis: Mustafa Ergüvenoğlu!
Hatırlayan oldu mu?
Pek sanmıyorum, Hataylılar dahil bu düşünceme….
Ahlakın, bilimin ve dürüstlüğün hayat kurtardığı o tarihi duruş şöyle:;
“12'de 12 Başarı!”
Asrın felaketinde Hatay'da inşa ettiği 12 binanın tamamı yıkılmadı,
yüzlerce can burnu bile kanamadan kurtuldu.
Babadan Kalan En Büyük Miras:
"Bir sokağı süpürüyorsanız bile geride tek çöp bırakmayın" diyen
babasının öğüdünü şantiyelerine ilke edindi.
Tavizsiz Mühendislik…
Bilimden, zemin etüdünden ve kaliteli malzemeden asla ödün vermedi;
binalarının her karışında bizzat nöbet tuttu.
Evet abartısız böyle.
İşini hakkıyla, vicdanıyla ve meslek onuruyla yapan; insan canını her
türlü kazancın üstünde tutan Mustafa Ergüvenoğlu gibi dürüst vatan
evlatlarının çoğalması en büyük dileklerimizden biri…
Böyle mühendislerimiz, teknik insanlarımız, akademisyenlerimiz, umarım
çığ gibi çoğalır ve bizleri sıkıntılardan kurtarırlar.
*- IŞIK ve İNSAN
Cumhuriyet’in 100. yılında başlayan hikayesini sürdüren İDA Sergi,
14-29 Kasım’da Urla’da “Işık” temasıyla yeni bir buluşmaya
hazırlanıyor.
Yedi sanatçının farklı ifade biçimleri ve Buket Uzuner’in katılımıyla
sergi, ışığın insanın içindeki ve dışındaki izlerini arayacak
Bir zeytin ağacının gölgesinde başlayan hikaye, zaman içinde
sanatçıları, sanatseverleri ve farklı üretim biçimlerini aynı duygu
etrafında buluşturan bağımsız bir sanat alanına dönüştü.
Cumhuriyet’in 100. yılında gerçekleştirilen ikinci edisyonunun
ardından İDA Sergi, 2026’da bu kez “Işık” temasıyla yeniden izleyici
karşısına çıkıyor.
İDA Sergi’nin bu yılki yolculuğuna edebiyat da eşlik edecek.
Türk edebiyatının önemli isimlerinden Buket Uzuner, sergi kapsamında
gerçekleştirilecek özel etkinliğin konuğu olarak sanatseverlerle
buluşacak.
İDA Sergi’de resimden heykele, porselenden cama ve farklı malzeme ve
ifade biçimlerine uzanan üretimler aynı kavramın etrafında buluşacak.
Burada amaç, sanatçıların aynı soruya aynı cevabı vermesi değil; aynı
kelimenin yedi farklı dünyada nasıl başka anlamlara dönüşebildiğini
göstermek.
İDA Sergi 2026’nın teması olan “Işık”, tek bir tanıma sığmayan bir
kavram olarak serginin çıkış noktasını oluşturuyor.
*-
Yorumlar yükleniyor...