Size bir şey söyleyeceğim ama gülmeyin lütfen!
Günaydın Can-Canlarım; Size bir şey söyleyeceğim ama gülmeyin lütfen! Benim esas tatilim şimdi başladı desem?? Yazlıkçılar evlerine döndüler, yazın yoğun faaliyet programları aniden yavaşlayarak, durma noktasına geldi. Artık, hiç bir şeye yetişmeye çalışmıyorum desem?? Günlerim tamamen sadece benim yapmak istediklerimle düzenlenmekte. Bu geçirdiğim günlerden memnuniyetsizliğim şeklinde algılanmasın sakın. Meşguliyetlerimin hepsi benim istediğim doğrultuda...da, faaliyetlerimi paylaştığım ar
Bakmayın siz böyle atıp tuttuğuma. Yaptığım her şeyi severek ve isteyerek yaparım ben. Bana artık, ''mecburiyetler ve icabetler'' konusunu, çoktan aştım. Yaşlılık dönemimin en güzelini sürdürüyorum. Allah'a binlerce şükür, aklım, sağlığım ve her şeyim olduklarını asla unutmadığım evlatlarım, başımda...eski dostlarımdan geriye kalanlar, ve onların sınıfında yer almaya başlayan yeni ve benden çok daha genç arkadaşlarımla, istediğimi yapmak özgürlüğüne sahipken, hayatı dolu dolu yaşamaya çalışıyorum. Belki biraz ayak uydurmak için koşuşturma oluyor ama beni yaşama bağlı tutan enerjimin dozunu ayarda tutuyor bütün bu saydıklarım. Allah yanımda duran tüm arkadaş ve dostlarımdan razı olsun...
Genelde, arkadaş canlısıyımdır. Yeni tanıştığım kişilere, eski dostlarım kadar bağlı olmanın imkansızlığını takdir edersiniz elbet. Ancak, bu gençler de öyle canlar ki, bana verdikleri değer onları, yakınım olarak hissetmemi sağlıyorlar, Allah onlardan da razı olsun...
Diyerek, çaktırmadan geçiyor zaman, bazen kayıtları incelemek istediğimde, geri almak ancak bellekteki bıraktıklarıyla kaim. Desenize bana; ''zamanı kim geriye alabilmiş ki, sen alasın??? Güzel geçmiş zamanın kıymetini bil, anılarını dün gibi hatırlayabiliyorsan, dünyanın en şanslı kişileri safındasın, bilesin! Yaşıtlarının birçoğu, senin avantajlarına sahip değil!''...Haaa! şimdi durun bakalım orada. Savunma hakkı bende. Acaba, herkes, en az, benim kadar, o gençlerin mertebesine inebiliyor mu? Büyüklük taslamadan saygı ve sevgiyi edinebiliyorlar mı? Egolarından sıyrılıp, onlarla en azından yaşıtları seviyesinde samimi olabiliyor, o ortamı yarattıktan sonra, yakınlıklarını, sevgi ve saygılarını paylaşabiliyorlar mı???
Sevgi tamamen gönül meselesidir. Saygı, ailenden, yaşadığın çevreden gördüklerin, yaşadıklarınla gelişir. Zoraki saygı, ancak mecburiyetlerinin mihrakıdır, onun da sahte bir yaklaşma olduğu, dikkat edildiği zaman anlaşılır. Terbiye, saygıyı tetiklemiştir. Öğretilen, benimsenen, 'olması gereken' gibi davranışların içtenliği ya da sahteliğini dikkatli bir izleyicinin gözüyle hemen fark edilir. Sevgi, saygı, gönülden bağlılık, sadece vücut temasıyla değil, gözlerdeki bakışla hemen ifşa olur. Sevgi duyduğunuz kişiyi gördüğünüzde, gözler başka türlü bir parlaklık ve derinlik kazanır. Varlığını umursamadığınız kişiler olursa, daha mat ve sığdır, satıhtadır, bunu da gördükçe, tanıdıkça anlarsınız...Sevginiz de, saygınızda, kızgınlığınız ve hatta kırgınlığınız yüreğinizin aynası olan gözlerinizden belli olur, o da, korkmadan gözünüzün içine bakarak konuşanın fark edeceği bir durumdur. Yalancı bakışlar, ifşa olmamak adına göz göze gelmekten imtina ederler...zira bakış yeter söze gerek yoktur, bunu da anlayan anlar, anlamak istemeyen de çaresize yatar; ''ne yaptım ben, ne dedim şimdi de?'', gibilerinden...
Bu arada, öyle güzel paylaşımlar oluyor ki, Instagram sayfalarında:
**Kusura bir bakmam, iki bakmam, hatta üç bakmam. Ama iyi niyetimi menfaate çevirenin de gün gelir yüzüne bakmam.**
Dile getirmek istediğim sözlerime tercüman oldu bu paylaşım. Her kim söylediyse ağzına sağlık. Zaten artık anonim bile olmuş olabilir...söz güzel, mana derin, tatbiki ise fevkalade adil ve yerinde, sadece kişinin cesaretine seçimine kalmış. Öyle değil mi Can-Canlarım? Aynı fikirde olduğumuzu o kadar iyi biliyorum ki...haydi kalın sağlıcakla!
Yorumlar yükleniyor...