Çeşme’nin sezon sorununa termal çözüm
TURİZM

Çeşme’nin sezon sorununa termal çözüm

| 11:51 | 6 dk okuma | 854 görüntülenme

Çeşme Kent Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Güler, ilçenin sahip olduğu termal kaynakların turizmin 12 aya yayılması açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, “Çeşme’nin turizmdeki geleceği ayaklarının altında, termalde yatıyor” dedi. Sonbaharda düzenlenmesi planlanan 1. Uluslararası Çeşme Termal Sempozyumu için hazırlıkların sürdüğünü açıklayan Güler, termal zenginliğin bilimsel temelli ve bütüncül bir turizm stratejisine dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.

Çeşme Kent Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Güler, 27 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı yazılı açıklamada Çeşme’nin termal kaynakları ve bu kaynakların turizme kazandırılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çeşme’nin yalnızca deniz, kum ve güneş turizmiyle değil, sahip olduğu termal kaynaklarla da dünya çapında önemli bir destinasyon olabileceğini belirten Güler, ilçenin mineral açısından son derece zengin termal sularının bugüne kadar yeterince değerlendirilemediğini ifade etti.

“Antik çağlardan bu yana bilinen bir şifa merkezi”

Çeşme’nin kaplıca geleneğinin çok eski dönemlere uzandığına dikkat çeken Güler, Şifne’de Roma İmparatorluğu’nun geç dönemlerinde kaplıca yapılarının inşa edildiğini, 18. ve 19. yüzyıllarda ise Çeşme’nin Osmanlı döneminin önemli şifa merkezlerinden biri haline geldiğini belirtti.

Bugünkü Ilıca ve Şifne termal bölgelerinin tarihi kayıtlarda Topan ve Hamidiye isimleriyle anıldığını aktaran Güler, bu tarihsel mirasın günümüzde bilimsel verilerle de desteklendiğini kaydetti.

“Mineral zenginliği bakımından dünyada sayılı”

Güler’in verdiği bilgilere göre Çeşme termal sularının toplam mineralizasyon değeri yaklaşık 39 bin 947 mg/L, başka bir ifadeyle litre başına yaklaşık 40 gram seviyesinde bulunuyor.

Bu değerin Çeşme termal sularını “hiper-salin” sınıfına taşıdığını ifade eden Güler, karşılaştırmalı olarak İzlanda’daki Blue Lagoon’da mineralizasyon değerinin yaklaşık 25 bin mg/L, Almanya’nın Wiesbaden kentinde yaklaşık 8 bin 500 mg/L, Afyonkarahisar’da ise 4 bin 500 mg/L seviyesinde olduğunu söyledi.

Güler, bu verilerin Çeşme’yi mineral zenginliği açısından dünya çapında dikkat çekici termal destinasyonlardan biri haline getirdiğini savundu.

Yıldızburnu’ndaki “deniz ılıcası”na dikkat çekti

Çeşme’nin termal açıdan ayırt edici özelliklerinden birinin de termal suların doğrudan deniz tabanından çıkarak deniz suyuna karışması olduğunu belirten Güler, özellikle Yıldızburnu bölgesinde gözlemlenen ve “deniz ılıcası” olarak bilinen bu doğal oluşumun önemli bir turizm değeri taşıdığını ifade etti.

Güler, tuzlu deniz suyu ile mineral açısından yoğun termal suyun birleşmesinin doğal bir talassoterapi ortamı oluşturduğunu kaydetti.

32 bin yatağın yalnızca 3 bin 500’ünde termal kullanılıyor

Çeşme’nin sahip olduğu potansiyele karşın termal kaynaklardan yararlanan tesis sayısının sınırlı olduğuna dikkat çeken Güler, ilçede termal suyu fiilen kullanan yaklaşık 10 tesis bulunduğunu ve bu tesislerin toplam yatak kapasitesinin yaklaşık 3 bin 500 olduğunu belirtti.

Çeşme’nin toplam konaklama kapasitesinin 32 bin yatağı aştığını hatırlatan Güler, termal kaynakların turizm altyapısının yalnızca küçük bir bölümünde kullanılmasının önemli bir potansiyelin atıl kalmasına neden olduğunu söyledi.

Bilim dünyasının çalışmalarına dikkat çekti

Çeşme’nin jeotermal kaynaklarının uzun süredir bilim insanlarının da çalışma alanında olduğunu belirten Güler, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Alper Baba’nın ilçenin jeolojik ve hidrolojik yapısına ilişkin önemli çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.

Bilimsel birikimin akademik yayınlar, sempozyumlar ve politika önerileri aracılığıyla sektör ve kamu kurumlarıyla paylaşılması gerektiğini belirten Güler, bunun Çeşme’nin termal potansiyelinin gerçek bir turizm ürününe dönüştürülmesinde önemli bir adım olacağını kaydetti.

“Termal tesis değil, termal kent”

Güler, Kaplıca Talasso ve Kür Merkezleri Derneği (TÜRKAP) Genel Sekreteri Dr. Ilgaz Nacakoğlu’nun termal turizme yönelik değerlendirmelerine de açıklamasında yer verdi.

Türkiye’nin dünyanın önemli termal kaynak ülkeleri arasında bulunmasına rağmen bu potansiyelin ekonomik açıdan yeterince değerlendirilemediğini belirten Güler, Nacakoğlu’nun Afyonkarahisar ve Pamukkale örneklerinde olduğu gibi tek tek “termal tesisler” yerine bütüncül bir “termal kent” yaklaşımının benimsenmesi gerektiği görüşünü aktardı.

Güler, Çeşme’de de ilçe ölçeğinde koordineli bir marka ve yönetim modelinin oluşturulmasının gerekli olduğunu ifade etti.

Jeotermal kaynakla bölgesel ısıtma önerisi

Termal kaynakların yalnızca turizm açısından değil, enerji alanında da değerlendirilebileceğine dikkat çeken Güler, Prof. Dr. Alper Baba’nın ilçede jeotermal kaynaklara dayalı bölgesel ısıtma sistemi kurulması önerisini de gündeme taşıdı.

Bu modelle konut ve turistik tesislerin termal kaynaklarla ısıtılabileceğini belirten Güler, böyle bir sistemin Çeşme’nin enerji bağımlılığını azaltabileceğini ve ilçeyi sürdürülebilir kent uygulamalarında örnek bir noktaya taşıyabileceğini söyledi.

Hedef turizmi 12 aya yaymak

Dünyada sağlık, wellness ve “longevity” olarak adlandırılan uzun ve sağlıklı yaşam turizmine yönelik talebin hızla arttığını kaydeden Güler, termal turizmin Çeşme’nin yıllardır tartışılan kısa sezon sorununa da çözüm olabileceğini vurguladı.

Sağlık ve wellness turizminin iklim koşullarından daha az etkilenmesi nedeniyle yıl boyunca sürdürülebilir bir turizm modeli yaratabileceğini ifade eden Güler, yüksek harcama potansiyeline sahip bu turist profilinin Çeşme açısından önemli bir hedef kitle olduğunu belirtti.

1. Uluslararası Çeşme Termal Sempozyumu düzenlenecek

Çeşme Kent Konseyi’nin sonbaharda 1. Uluslararası Çeşme Termal Sempozyumu düzenlemeye hazırlandığını açıklayan Güler, sempozyumun temel hedefinin akademisyenleri, turizm sektörünü ve kamu kurumlarını ortak bir platformda buluşturmak olduğunu söyledi.

Hazırlıklar kapsamında ilk toplantının İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde Prof. Dr. Alper Baba, Dr. Ilgaz Nacakoğlu ve alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirildiğini belirten Güler, sempozyum sonucunda ortaya çıkacak bilimsel ve sektörel değerlendirmelerin Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlıklara resmi olarak iletileceğini açıkladı.

Güler açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Çeşme’nin ve yarımadanın geleceği aslında çoktan burada, yerin altında. Yapılması gereken, bu hazineyi görmek ve değerlendirmek.”

 
Etiketler: #çeşme #turizm #ahmet güler #termal
Paylaş:
0 yorum

Halkın Sesi, Çeşme'nin Sesi

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu paylaşın, tartışmaya katılın.

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yapmak için bilgilerinizi girin — anında üye olun:

Zaten üyeyim →